Sitemizde şu anda 15 kişi bulunuyor...
google
web yenibursa

Ana Sayfa
Kent Haberleri
İlçelerden Haberler
Türkiye ve Dünya
Magazin
Spor
Ekonomi
Eğitim
Kültür Sanat
Teknoloji ve Bilim
Tıp Dünyası
İlginç Haber
Politika Kulisi
Polemik
Söyleşi
Ulusal Basın
Dış Basın
Öykücülerimiz
Şairlerimiz
Gezi Yazıları


İlk kez 1970 yılında izlemiştim Uçan Adam Shazam'ı. Aktör İrfan ATASOY'un canlandırdığı, Killing karakterinin baş düşmanı, kötülerin korkulu rüyası, iyilerin dostu, kostümlü, pelerinli ve maskeli bir kahramandı Uçan Adam.
 
 Ekle      Çıkart

Bursa’dan haber almak isterseniz, lütfen mail adresinizi yazınız.


Erhan DURUL
e-posta adresi : erhan.durul@hotmail.com
Toplam Yazı Adedi : 18
Dersim’in Başkaldırısı “ Cumhuriyet “e değil “ Yoksulluğa “ dır.
Dersim’li Türkmen,Moğollarla sürekli savaşmasıyla bilinen Türk hükümdarı Celaleddin Harzemşah’ın 10 Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınlarındaki Yassıçimen yaylasında Anadolu Selçuklu ordularına karşı yenilgiye uğramasının ardından,Dersim dağlık kırsalına çekilen Horasan erlerinin soyundandır.Dersim’li alevi,bektaşi,kızılbaş türkmeni,aşiret düzeni içinde,Türkistan’dan getirdiği töreleri ve özgün inançlarıyla birlikte yaşamayı hedefleyerek bu yörede yerleşikleşmiştir.

Selçuklu döneminde bir süre sancısız,kavgasız sürdürebildiği özgün yaşam tarzı Osmanlı’nın şeriat devleti’ne dönüşümüyle tamamen dışlanıp,yasaklanmış ve baskılar zaman,zaman katliamlara varan yöntemlerle asırlar süren bir işkenceye dönüşmüştür.1514 Çaldıran savaşında Türkmen Şah İsmail’i yenen Yavuz’un şeyhülislamı Ebu Suud’un fetvalarıyla tarihte bilinen ilk büyük Alevi Türkmen katliamı gerçekleştirilmiştir.

Dersim’li Türkmen,Osmanlı yönetiminde yalnızlaştırılmış,yaşadığı bölge adeta vatan toprağından yok sayılarak ne tımar sistemiyle tarıma,ne loncalar aracılığıyla esnaflığa yönlendirilmiş,yoksulluğa direnebilme olanağı asla tanınmamıştır.Yüzyıllar boyu bölgesiyle sınırlı bir toprak parçası üzerinde hapis,dış dünyaya tamamıyla kapalı,yoksul ve cahil bir yaşam tarzına terk edilmiştir.

Dünyayı Dersim’den ibaret sanan Haydaran Aşireti reisi Hıdır Ağa’ın eşi “ Hele bu sağır İsmet’e bak !...İki karakol jandarma ile iki yüz silahlı adama sahip koca Hıdır Ağa’ya karşı geliyor.Nasıl olur ? “ derken Türkiye Devleti hükümetinin gücünün,Pülümür ve Sansa deresindeki iki karakol jandarmadan ibaret olduğunu sanıyordu…

Osmanlı döneminde Anadolu Türkmeni yaşamını gizlenerek sürdürebilmek adına yöresinde yaşayan diğer demografik unsurlarla işbirliği içindedir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtlerle,Güney’de Araplarla ortak yaşam biçimleri geliştirmiş,Orta ve Batı Anadolu’da ıssız dağlık arazilere ve ormanlara sığınarak dilini,töresini ve Cem Ayinleriyle inancını sürdürebilme savaşı vermiştir.Yoksul Dersim’li Türkmen de yöresindeki kürt aşiretleriyle iç içe yaşamış,giysisi beyaz kaput bezinden don ve gömlekten ibaret olduğu için “ Beyaz Donlu Kızılbaşlar “ olarak bilinegelmiştir.

Cumhuriyetin ilanı,Anadolu Alevilerinde farklı bir heyecan ve coşkuyla karşılanmıştır…

Laisizm,Osmanlı şeyhülislamlarının devlete direttikleri “ sünni inanç “ sistemi altında asırlarca yoksayılıp,yok edilmeye çalışılan Alevi toplumunun umutlarını körüklemiştir.Din ve devlet işlerinin ayrılması ile inanç özgürlüğünün artık devlet katında geçerli olacağını varsayan bu kesim doğal olarak laiklik ve cumhuriyetin arkasında durmuştur.

İlk meclisin Dersim milletvekili Diyap Ağa Atatürk’ün yakın ve sadık dostlarındandır.Yunan orduları Polatlı önlerine geldiğinde,Mecliste başkentin Kayseri’ye taşınması tartışılırken söz alan Diyap Ağa : “ Buraya vatanı kurtarmak için ölmeye geldik,Kayseri’ye kaçmak için değil “ diyerek o tartışmalı oturumu sonlandıran kişidir.

Dersim’linin ülkeyi bölmek ve ayrı bir devlet kurmak,cumhuriyeti yıkıp şeriat düzenini geri getirmek gibi bir amacı da yoktur.Beklentisi Cumhuriyetin kendisini eşit yurttaş olarak sahiplenmesi,açlık ve yoksulluğunu sonlandırmasıdır.

Nitekim Şeyh Sait sıkışıp,yardım için Dersim aşiretlerine başvurduğunda : “ Siz inancınız gereği bizim kestiğimiz davarı bile yemediniz.Bağlı olduğumuz ve içtenlikle özümsediğimiz Cumhuriyet’i yıkmak,şeriatı getirmek istiyorsunuz.Size yardım etmemiz mümkün değildir !... “ cevabını almıştır.

Cumhuriyetin kuruluşunu izleyen yıllarda,tüm insani ihtiyaçlarını,güvenliğini ve adaletini aşiret düzeninden karşılayan bu bölgenin devlete entegre edilmesi amacıyla 1935 Yılında İsmet İnönü tarafından bir yol haritası hazırlanır.Dersim’in ıslahı programında :

-    Hazırlık ve silahsızlanma,
-    Vilayetin teşkil edilmesi,Muvazzaf kolordu kumandanı,zabitlerden kaymakamlar ve emekli zabitlerden memurların atanması,
-    Yolların ve karakolların yapımı bir program dahilinde öngörülmüştür.

Ancak yüzyıllardır yöre halkı ve devlet arasında yegane iletişim biçimi olan baskı ve bunun yarattığı korku kaynaklı karşılıklı güvensizlik,kör cehaletin güdümüyle ve İngilizlerin kışkırtıcı destekleriyle maalesef karşılıklı çatışmaya dönüşmüştür.

Ocak 1936’da Elazığ,Tunceli,Erzincan,Bingöl,Sivas,Malatya,Erzurum ve Gümüşhane illerini kapsayacak şekilde kurulan Dördüncü Genel Valiliğinin başındaki Abdullah Alpdoğan komutasında cumhuriyet ordusu,cumhuriyetin en yoksul yandaşlarını dize getirmiştir.

Gerek yargılama ve infaz süreci,gerekse kara trenin hayvan vagonlarında sonlanan zorunlu göçün acı anıları,genç cumhuriyetin andaçına gölge düşüren notlar olarak tarihe geçmiştir.

“ Singeç köprüsünün açılışına giden Mustafa Kemal’i bekleyen beyaz donlu 6,000 Doğulu nun,Ata’dan başkaldırının lideri Seyit Rıza’nın hayatının bağışlanmasını isteyeceği “ haberini alan İhsan Sabri Çağlayangil,her türlü hukuk ilkesi çiğnenerek,tatil gününde ve otomobil farlarının ışığı altında 11 İdam kararının nasıl alelacele alınıp,yedisinin infaz edilişini anılarında açıkça anlatmaktadır.

Diğer taraftan Seyit Rıza’nın infaz öncesi son sözleride kimilerinin iddia ettiği gibi “ Yaşasın Kürdistan “ değil,” Evladı Kerbelayıh.Bihatayıh.Ayıptır,zulümdür,cinayettir “ olmuştur.

Cumhuriyetle hiçbir sorunu olmayan,onu kurban kesip,bayram yaparak karşılayan,yüzyıllar boyunca şeriatça ezilip,şeriata direnmiş Dersim,en çok Şeyh Sait isyanıyla özdeş sayılıp,aynı muameleyi görmekten kahrolmuştur.

Sürgüne giden bir Türkmen babanın,tüm yaşananlara rağmen Cumhuriyeti koruma içgüdüsü ile oğluna seslenişi ile bitirelim : “ Çocuklar bize kıyan Cumhuriyet değil,( dönemin Osmanlı kafalı ) yönetimidir !... “

Ve okura o dönemin yönetiminden bazı isimleri hatırlatalım.Başbakan Celal Bayar,G.Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak,idamların infazı için Elazığ’a gönderilen merkezde görevli Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil…


Eklenme Tarihi :2010-08-30 01:33:02) | Okunma sayisi : 437
Sayfayı YazdırArkadaşına GönderYorum Ekle
yazarın diğer yazılarını görmek için...


Bursa Kapalı Çarşı Küçük, Çeyrek Altın Fiyatı


Bursa'yı yenibursa farkı ile gezin!..

Hacivat Köprüsü Yıkılıyor

Dindar Değil, İnsan Olmak İstiyor!

Bir Aile Daha Sokakta Kaldı

Bir Yardım Dolandırıcılığı Daha!

Morison Süleyman Melek Kalır!


www.yenibursa.com
© Copyright 2003



| AnaSayfa | Abonelik | Arşiv | Künye | Reklam | E-Mail
| Ekonomi | Kent Haberleri | Spor | Türkiye ve Dünya | Tıp Dünyası | Magazin | Kültür Sanat | Teknoloji ve Bilim | Politika Kulisi | İlginç Haber | İlçelerden Haberler | Eğitim | Bursa Haber Arşivimiz |Bursa|Bursa Camileri | Datants | Datants computer repair |

Bu sitenin tasarım ve sistemi yenibursa.com tarafından hazırlanmıştır