ABD Başkanı Obama’ya yazdığı mektuplarda Türkiye ile ilgili kaygılarını dile getirmesiyle tanınan, eşi de Türk olan ve Türk vatandaşlığına geçen Amerikalı yazar James Cem Ryan, Cumhriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu’na bir röportaj verdi.
1999 Ekonomik krizi sonrası „Kaşıkçı Elmasını“ satın ve krizden kurtulun önerisiyle Türkiye’nin kapısına dayanan Avrupa; bugün de Yunanistan için benzer bir yol deniyor ve Yunan adalarının satılması için Yunan hükümetine bir öneride bulunuyor. Küresel krizin etkilerinin en fazla yaşandığı ülke olan Yunanistan, bugün krizden çıkabilmek için ekonomide keskin ve daha önce alınmamış önlemleri bir bir sıralamaya başladı.
Önlemler konusunda sınıra dayanmış durumdayız diyen Yunan yetkililer, ilk olarak kamu çalışanlarının maaşlarında kesinti yoluna gitti. KDV yüzde 21’e yükseltildi ve ödeneklerde yüzde 12’lik bir kesinti yaşandı. Emekli maaşlarının da 2010 yılı süresince dondurulacağı, 13. ve 14. maaş olarak adlandırılan ve her yıl düzenli olarak ödenen Noel ve Paskalya maaşlarının da yüzde 30 oranında düşürüleceği açıklandı. Kamu kesiminde yaşanan bu kemer sıkma operasyonunun yanı sıra tüketim ürünlerinde de tartışılacak düzeyde önlemler alınmıştır. Akaryakıt fiyatlarında 3 ile 8 cent arasında bir zam söz konusudur. Alkollü içeceklerde yüzde 20, sigara fiyatlarında ise yüzde 65’lere varan aşırı ek vergi uygulaması beklenmektedir.
Üyesi olduğu Avrupa Birliği’nden gerekli mali desteği sağlayamayacağını öngören Yunan hükümeti, öncelikli adım olarak iç ekonomide sıkı denetimlere gitme yolunu seçmiştir. Kemerlerin iyice sıkılmaya başlandığı Yunanistan’da; sendikaların başlatmış olduğu grev hamleleri halkı beklenildiği gibi sokaklara dökmüştür. Hükümetin krize karşı almış olduğu ekonomik önlemlere şiddetli karşı çıkan Yunan halkı, son yıllarda yaşanan ve işsizliğin de giderek psikolojik bir savaş haline dönüştüğü Yunanistan’da, öfkesini sokaklara taşımıştır.
Almanya’nın iktidar partilerinden biri olan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi üyelerinden bazılarının Yunanistan’da yaşanan kriz için Merkel’in vermiş olduğu yardım sözü sonrası yaptığı açıklamalar; Avrupa’nın kendi içinde “İkinci Sınıf” Avrupalı toplumlara karşı olan tutumunu açıkça ortaya koymaktadır. Sadece Alman yetkililer değil bunun yanında Fransız yetkililerde ikinci sınıf Avrupa toplumlarında yaşanan ekonomik gelişmelerin kendilerine zarar verdiklerini dile getirmeye başlamışlardır. Tabii ki şu an sözünü ettiğimiz, bazı Alman Parlamenterlerin önerisi olan adaların satılması meselesi Yunan hükümet yetkilileri tarafından ciddiye alınmayacaktır. Beklenen ilk tepki açıklaması da dün Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısından “Bu dönemde böyle öneriler çok uygunsuz kaçıyor” şeklinde gelmiştir.
Yunanistan’ın son bütçe kesintileri sonrası, Euro Bölgesi’nden ayrılacağı haberleri iç ve dış piyasalarda Yunanistan ekonomisine olan güveni önemli ölçüde sarsmıştır. Ancak Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean C. Trichet’in yapmış olduğu açıklamalar bir süreliğine dahi olsa, bu çöküşü ve piyasalara olan güvensizliği frenlemiş gibi görünüyor. AMB Başkanı Trichet, ekonomik toparlanmanın olumlu bir seyir izlediğini ancak bu sürecin inişli çıkışlı bir şekilde süreceğini belirtmiştir.
Yunan hükümeti Avrupa’dan gelen olumsuz havanın ardından, desteği IMF kanadında arayacaktır. Özellikle kriz dönemlerinde ülkelerin canyeleği haline gelen IMF kredileri, Yunanistan ekonomisi açısından bu dönemde büyük bir kaynak oluşturmaktadır. IMF’den Yunanistan’ın talebine çok geçmeden olumlu bir yanıt gelmiştir. Bu güvence ile hükümet, 10 yıl vadeli Euro cinsinden tahvil ihracı için bankalara tam yetki vermiştir. Yunan hükümeti atılan bu adım ile ekonomide bir güvenoyu sağlamayı hedeflemektedir.
Globalleşen dünyayla birlikte ekonomilerin birbirlerinden bağımsız hareket ettiğini söylemek neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Yunan hükümetinin almış olduğu önlemlerin yanısıra, yaşanan toplumsal psikolojik savaş bize gösteriyor ki, komşuda işler yolunda gitmiyor. Peki, bu durum bizi nasıl etkiledi? Dışarıda ‘Yunanistan’, içeride ‘Balyozistan’ nedeniyle yükselen tansiyon son ekonomik göstergelerde kendisini açıkça ortaya koymuştur. 14 ay aradan sonra enflasyon rakamları çift haneye ulaşarak TÜFE yüzde 10,1’e yükselmiştir. TÜFE’de son yedi yılın en yüksek şubat ayı enflasyonu yaşanmıştır. ÜFE ise 6,8’e dayanmıştır. Enflasyon kadar işsizlik göstergeleri de beklentilerin üzerinde gerçekleşmiştir. Komşuda olduğu gibi, işsizlerin sayısı günden güne bizde de çığ gibi büyümektedir.
Küresel kriz Akdeniz kıyısına çok sert yanaşmıştır. Akdeniz ekonomilerinde krizin faturası gün geçtikçe daha belirgin olarak görülmektedir. Yunanistan hükümeti resmi olarak iflasını açıklamıştır. Komşunun sıkıntısı, bizdeki içsel çözümsüzlüklerle birleşince, ekonomideki rakamlar 2010’un daha ilk çeyreğinde bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaya başlamıştır. Ne diyelim artık;
“Komşuda Pişer Bize De Düşer!”
Eklenme Tarihi :2010-03-07 02:57:22) | Okunma sayisi : 2110