Recep Tayyip Erdoğan sonrasında AKP liderliği için adı geçen SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 2007'de bir davet aldığını doğruladı. Kurtulmuş, teklifin içeriğini bir cümlede özetledi: Saadet'teki gelişmelerle ilgili uyardı!..
Naklen yayın için Bülent Özveren’i göndermek lazım Temsilciler Meclisine...
ABD’de her yıl 24 Nisan öncesinde sahnelenen kıvrak oyun Türkler için giderek Eurovision şarkı yarışmasına benzemeye başladı zira...
Hani önce millî meseleydi, “Halay”, “Diday Diday Day”, “Rimi Rimi Ley” falan...
Ortalığı inletiyorduk “Düm Tek Tek...”
“Deli” oluyorduk...
Kazanmak için her yolu deniyorduk “Everyway That I Can” diyerek...
Sonra “Leylaklar Soldu Kalbinde” Türk halkının...
İlgi azaldıkça azaldı...
O kadar azaldı ki, yarışmayı izleyen kimi insanlar izlediklerini söyleyemez oldular birbirlerine karizmaları çizilmesin diye!..
“Eurovision izlerken basılmak” kitlelerin korkulu rüyası oldu, kâbusa dönüştü!..
Türkiye’nin kâbusuna dönüşen Ermeni tasarısı oyunu da bir klasik...
Her başkan azımsanmayacak sayıdaki Ermeni oyunu garantilemek için başkan olmadan önce sözler veriyor...
Başkan olunca “hayatın gerçekleri” karşısında sözlerini unutuveriyor...
Çünkü Türkiye “kaybedilmesi göze alınabilecek” bir ülke değil...
Oylamalar Türkiye’ye karşı “o yıla özgü” güncel beklentilerle ilgili bir çıkar enstrümanı olarak kullanılıyor, hepsi bu...
Türkiye biraz diklenince başlıyor “Shake It Up Şekerim”li kıvırtmalar...
Sonra sular duruluyor, gelecek oylamaya kadar...
1915’te Osmanlı topraklarında ne olduğu kimsenin umurunda değil açıkçası, acıları çeken çekti...
Hem Ermeniler hem Türkler yıllardır, aynı 1915’te olduğu gibi, hâlâ emperyal oyunlara alet oluyor...
ABD’nin, aslında utanç verici olan, ama kendince gayet akılcı ve pragmatik bu tavrını, gerçekleri görmemekte ısrar eden uzlaşmaz “milliyetçi” komşular, yani Ermeniler ve Türkler bence fazlasıyla hakediyor...
Manga’nın seslendirdiği bu yılki Eurovision şarkımız “We Could Be The Same (Aynı Olabiliriz)”in sözleri şöyle bitiyor:
“Yeni bir sayfa açtığımı hissediyorum...
Dünyanın bir sahne olduğunu hissediyorum...
Dramın sona ereceğini düşünmüyorum...
Hiddeti bırakacaklarını düşünmüyorum...
Ama dünyanın muhteşem olabileceğini biliyorum...
Seni onların senden nefret ettiğinden daha fazla sevebilirim...
Kimi ayıpladıkları önemli değil...
Onları kendi oyunlarında yenebiliriz...”
Eurovision izlerken basılma korkusuna kapılmadan ve Bülent Özveren’e bir yıl daha katlanarak, Ermenilerin ve Türklerin bu yıl bu sözlere birlikte kulak vermesi gerekiyor!
Eklenme Tarihi :2010-03-06 05:02:01) | Okunma sayisi : 286