Anne


Seren GÜLNAZ

Seren GÜLNAZ

12 Kasım 2016, 15:12

Ömür bitti.

Vade yetti.

Ecel geldi.

Diyorlar.

Tesellisi kalbe ulaşmıyor. Donuyor, duruyor dünya. İlerlemek yok. O andan öteye gidilemiyor ilkin. Çaresizliğin anlamını, hissini alıyor da hayat, kucağına bırakıveriyor senin. Karnına saplanıyor, ciğerine yapışıyor, nefes alamıyorsun.

Ölüm acısı bu. En derininden, canından olan hem de. Anne... “Aslında en çok evlat” diyor yaşayan da yaşamayan da.

“Allah evlat acısı vermesin” 

Vermesin ah.. Amin.

Bir bakmışsın iman dolu cümleler sarıyor ruhunu. Bugüne hazır kodlanmışsın gibi. Her gelenin ağzında aynı cümleler çünkü. Toplumsal aktarımla çoğala çoğala yapıştığımız, sarıldığımız o cümleler. “Amin” ile karşılık veriyorsun çaresiz.

Mantığa sığacak gibi değil. Biliyorsun. Tarifi yok. Sonrası yok. Bundan sonrası hayal, rüya, bilinmeyen… İnanmaya çalıştıklarınla ayakta kalma çabası, kendine inandırdıklarınla çizeceğin yol. 

Yine de inanmıyor bir tarafın.. Rüyama gelsin bana söylesin! “iyiyim ben” desin, “iyiyim inan, üzülme” desin.

Bazen, sanki böyle bir şey hiç yaşanmamış gibi hissediyor, bazen de mezarın başından gitmek istemiyorsun.

Kendi varoluşuna da isyan ediyorsun, Dünya’nın varlığına da. Gece uyurken, sabah uyanırken aklına ilk onu getiriyorsun. Yine inanamıyorsun. Sürekli gökyüzüne bakıp, ona ulaşmaya çalışıyorsun. Aklın yeryüzüne indiğinde ise,

‘Hayat devam ediyor’dan nefret ediyorsun.

‘Allah daha çok sevmiş demek ki’den,

‘Yerinde dinlendirsin’den,

Daha birçok klişe cümleden, hepsinden.

Yemek yiyenden, konuşandan, anlık da olsa gülebilenden...

‘Başınız Sağ olsun’dan bile nefret ediyorsun. 

Baş etmeye ve düşünmemeye çalıştığın “ölüm”ü, “yaşam”la hatırlatan her şeyden,

nefret ediyorsun.

Çünkü biliyorsun artık, telefonun ucunda annen yok.

Öfkeler, sorgulamalar, acabalar vs. Azalıyor evre evre. Acısı baki kalarak.. 7, 40, 52.gün ritüellerini düşünüyorsun. Hepsi birer yas evresi diyorsun. Toplumun inanışından, belirli ayin ve bu ritüellerinden ayrı düşemiyorsun. Belki sana değilse de ötekine iyi geliyor, bilemiyorsun.

İşte ilk zamanların dayanılmaz acısı bu.

İnanıyor ve hissediyorum ki, yitirdiğin değerliyi ve yerine gelen o boşluğu, zamanla bu sefer, en değerli anılarla dolduracaksın. Biraz eksik, biraz buruk ama gülümseyerek yine de.

Erkeni geci yok bence,

İyisi kötüsü,

Uzağı yakını.

Anne bu. 

Varlığı yeten,

Sana can veren,

Gidişiyle de senin canından can götüren…

Ölüm acısı, anne acısı yaşamış herkese saygıyla…

Affedin.

Tarifi olmayan, 'yaşamadan anlaşılmaz’ın karşılığı olan bu duygu için gözlemleyebildiğim kadarıyla,

üzüntüyle, 

özlemle, 

sevgi ile,

tarihe not düşmek istedim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ferda - 1 yıl önce
hislerime tercüman olmuşsunuz bu kadar güzel anlatılabilirdi
Misafir Avatar
Seren Gülnaz - 1 yıl önce @ferda
Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle..