Bir deli Hollandalı


Ozan Dursun

Ozan Dursun

16 Mart 2017, 18:58

Buğday başakları arasında, keskin bir orak gibi kendinden emin, yalın ayak koşuyordu.
Bu koşuş bir yerde bitecek ve bittiğinde her şey sona erecekti. Nefes nefese önceden açılmış bir patika ağzında, çelimsiz bacakları durdu. Cebinden o küçük tabancayı çıkardı. Sanki namluyu tutan el onun değildi. Bir sihirbazlık gösterisinin sonunda kendisine hiçbir şey olmayacak olan tecrübeli bir sihirbaz gibi sahte bir merak vardı solgun yüzünde. Kendini kandırıyor, aklı yine ona tehlikeli bir oyun oynuyordu. Tetiğe bastığında ona ilham veren etrafındaki tüm kuşlar havalandı. Daha önce defalarca boyadığı bir tablo manzarasını şimdi kanıyla boyuyordu. Ve sadece 37 yaşındaydı.


Onun adı; Vincent Van Gogh

Doğumundan 1 yıl 1 gün önce ölen abisiyle aynı adı taşıyordu.
Yedek bir hayat yaşadığını düşünerek, tüm yaşamını bir işe yaramak endişesiyle geçirecekti.
Kardeşlerinin tamamında, psikolojik sorunlar değişik seviyelerde seyrediyordu.
Babası bir din adamıydı. Tıpkı onun gibi bir din adamı olmaya karar verdiğinde 25 yaşında stajyer rahip oldu. Kafasındaki oluşturduğu din yüzünden kilisenin tepkisini çekti. Ve rahip olmaktan vazgeçti. Kömür madeni işçileri için çalıştı. Sıkıldı. 1880’de kardeşi Theo’nun yanına Paris’e gitti. Burada sanat merkezlerinde bolca vakit geçirdi. Artık hayranı olduğu empresyonist akımın içindeydi. Aslında öylesine yetenekliydi ki kendi akımını yaratacaktı. Fakat bunun için daha zamanı vardı. Tamda bu sırada sağlığı gittikçe kötüleşmeye başladı. İştahsızlık, karın ağrıları, ateşlenmeler gibi türlü hastalıklar yakasını bırakmıyordu. Paris’te sadece resmini değil alkol alışkanlığını da geliştirdi. Alkol, bozuk olan ruh sağlığını çok kötü etkiledi. Dönemin sanatçıları arasında absent içmek modaydı. Likör ailesinden olan absent halüsinasyonlara sebep oluyor, sinir uçlarını kontrolden çıkarıyordu. 1915’te içimi yasaklandı. İçmeye devam etti ve resim yaptı. Tüm gün boyunca resim yapan Van Gogh, geceleri durmadan mektuplar yazdı. Aslında bu da bir hastalıktı.
 Hipergrafi. Durmadan resim yapmak ve yazı yazmak.
15 aya 200 resim yaptı yüzlerce mektup yazdı.

Fransa’nın güneyi Arles’a taşındığında Paul Gauguin ile arkadaş oldu. Çizimleri ve fikirleri ile Gauguin’i kendisi ile çalışmaya ikna etti. Tüm bunlar olurken geçirdiği nöbetler sıklaştı ve daha şiddetli hale geldi. Bir sabah Gauguin odasına girdiğinde tüm odanın ayçiçeği resimleri ile kaplandığını gördü. Zihin sağlığı hakkında endişelenen Gauguin, Van Gogh’tan uzaklaşmak istedi. Sosyal çevresi ile arasına mesafe koyamayan, bulunduğu ortamda hiç durmadan geceler boyu konuşan, adeta bir yapışkan gibi ilişkilerini sıkan Van Gogh’tan sıkılmış ve Arles’dan ayrılmaya karar vermişti. Bu kararı hayata geçirmek çok zordur. Zira Van Gogh’un kontrolü, beyninde ona türlü oyunlar oynayan hastalığındaydı. Kararını söyleyip dışarı çıktığında Van Gogh eline bir bıçak alıp peşinden gitti. Gauguin’i birkaç adım geçip durur. Arkası dönüktü. Gauguin şaşkın ve endişeli gözlerle ne olduğunu anlamaya çalışırken Van Gogh kendi kulağını kesti. Tek çılgınlığı bu değildi tabi. Yemeğinin içine, kullandığı boyalardan sıkıp yemek gibi normal olmayan şeyler yapıyordu. Bunları yaparken hem resim yapmaya hemde mektup yazmaya devam etti. Bilinen 903 mektup yazdı. Bunların 653 tanesini kardeşi Theo’ya yazdı.
‘Theo’ya Mektuplar’ kitaplaştırıldı.

Sağlığından endişe duyan kardeşi mektup yağmuruna cevap artık veremiyordu. Doktorlar; Delilikle karışmış kronik depresyon geçirdiğini söyledi.

Artık zamanının büyük bölümünü kırlarda resim yaparak geçiriyordu.
1890 yılının 27 Temmuz’unda yine uykusuz geçen bir gecenin ardından erkenden resim yapmak için buğday tarlasının birine gitti.
Birazdan sonunu getirecek aklının oyunları başlıyordu. 7mm.lik bir altıpatlarla kendini göğsünden vurdu. Kurşun kaburgasına çarparak iç organlarının arasından geçip muhtemelen belkemiğinden durdu. Kendine geldiğinden zaten dermansız olan ayaklarını sürükleyerek kaldığı otelin kapısına kadar geldi. Çok kan kaybetmişti. Otel sahibinin yardımı ile odasına taşındı. Cerrah yoktu ve kurşuna müdahale edilemiyor sadece iki doktor kanını durdurup onu teskin etmeye çalışıyorlardı. İlerleyen saatlerde doktorlar onu odasında piposunu içerken bıraktılar. Çünkü yapacak bir şey yoktu. Son saatlerinde kardeşi Theo geldi. Onu gayet iyi karşıladı. Sık sık hastalığın sebep olduğu halüsinasyonlar gördüğünü, kendini vurduğunda kargalardan birini vurduğunu sandığını anlattı.
Kendini vurduğundan bu yana 30 saat geçmişti.29 Temmuzun ilk saatlerinde hayata veda etti.

Bilinen 860 yağlıboya tablosunun olduğu, 2100 kadar resim ve çizim çalışması yaptığı.

O öldükten sonra Theo’nun eşi Johanna van Gogh-Bonger, Van Gogh tablolarını günümüze kadar gelmesi sağlayan insandır. Ev kirasını ödemek yerine, sahip olduğu tüm değerli eşyaları satıp onlarca sanat galerileri kiraladı. Onu tüm dünyaya tanıttı. Mektupları kitap haline getirdi. Tüm hayatını bu muhteşem yeteneği tanıtmak için yaşadı.

Modern sanatın temeli olan bu çalışmalardan sağlığında sadece 1 adet satıldı.


Van Gogh’un Portrait of Dr. Gachet adlı tablosu 148.6 milyon dolara dünyanın en pahalı 8. Tablosu olarak satıldı.

Sefalet içinde biten bir hayatın zengin olan tek şeyi muhteşem renkleriydi. .

Yıldızlı Gece


2004 yılında Hubble teleskobu ile yapılan araştırmada ‘Yıldızlı Gece’ tablosuna benzer, dönen gaz ve toz bulutlarını uzak yıldızlarda mevcut olduğu görüldü.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.