Güne Düşenler


Selma ERDAL

Selma ERDAL

07 Temmuz 2019, 22:31

*Japonya dönüşü Çin Halk Cumhuriyeti Devleti'ne de uğramış muhteşem zevat, elbette ki yalnızca ithal edilecek zerzevat konusunda hasbıhal eylemek için değil... Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında "sözde / sözüm ona" özerk bölgelerde yaşayan Uygur Türkler'i için... Onların aman da ne cici koşullarda, pek de mutlu ve dahi geleceklerinden umutlu yaşadıklarına ilişkin Kızıl Çin tarzı sunulan gösterileri izlemeğe... 

Oysa yayılan duyumlar tam tersi yönde... Çoğunluğu Müslüman olan Uygur Türkleri'ni budizme yönlendirme girişimleri... Uygur kızlarını kısırlaştırma işlemleri... Her yaştan erkeği toplama kamplarına yerleştirme uygulamaları... 

Ne yazık ki burada var bir muamma, var bir bilinmezler resmi geçidi. Acaba Kızıl Çin resmi İdeolojisi'nin  sunduğu Mutlu Uygur Türkleri gösterisi mi gerçek, yoksa bu söylenceler mi?... Bunun altını üstünü araştıracak; doğruyu, gerçeği bulup, Uygur Türkleri'nin haklarını savunacak ve onların kimliklerini koruyabilmeleri için onlardan yana  tavır koyacak koskocaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti nerede?... 

Sunni Suriyeli'nin yanında olmaktan; Uygur Türkleri ya da Kıbrıs Türkleri gibi gerçekten ilgilenilmesi gereken soydaşlarımız, yoldaşlarımız, kardeşlerimizle ilgilenmeye, onların haklarını savunmaya acaba kaldı mı hali ve dahi mecali?...

Anımsıyorum da yıllar öncesini... Çinli sanıp da Güney Koreli gezginleri döven salakları... 

2015 yılının Temmuz günlerinde  yolda gördükleri Asyalılar'ı dövenler, masa başında ÇİN bayrağını yakıp, Doğu Türkistanlılar'a destek verdiklerini söyleyenler...Hani 1980 öncesinde bir takım salon sosyalistleri vardı ya bizim gençliğimizde; meyhane masalarında devrim yaparlardı her gece ...İşte bu vukuatlarda yer alanlar; tıpkısının aynısı o salon sosyalistlerinin günümüz versiyonu olarak yer almışlardı belleğimde... 
Ve düşünmüştüm ki onlar için mangalda kül bırakmamaları konusunda; vallahi 80 öncesinin ülkücülerine on basardı bu tosuncuklar...Tıpkısının aynısı beyaz yatak çarşaflarıyla ortalıkta dolaşıp kefen giydik pozundaki ak-tekelere benzerlikleriyle... 
Bir de öngörüde bulunmuştum o günlerde ya koalisyon yaparlarsa; tosunlarla, tekeler...Bozulur dünya çapında cümle fiyakalar; mazlum kimsecikler kalmaz bunlar bir araya geldiğinde... Geldiler de... Ama Uygur Türkleri'nin ızdırabı ne yazık ki henüz dinmedi. Çünkü Suriyeli Araplar'a ilgi, sevgi, şefkat ve para akışından, onlara hiç sıra gelmedi... Mursi'ye yandıkları gibi,ne yazık ki  hiç yanmadılar ve de kaygılanmadılar Uygur Türkleri için...  Soyları tükenince belki ağıt yakarlar. Kim bilir?... 

* Tapu Kanunu'nda yapılan değişikliklere göre; 
"İmar Kanunu'na eklenen maddeyle, tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; bitkisel üretim amacı dışında kullanılamayacak, planlanamayacak, köy veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemeyecek." demiş büyüklerimiz.
İyi okudunuz mu küçüklerim?...
İnanalım mı acaba bu duyuma ortancalarım?...
Ne diyorsunuz tarımsal üretimin geliştirilmesinden yana olan yandaşlarım?...
Tez günde TARIMSAL SEFERBERLİK BAŞLATILSIN diyen ben; bir inanabilsem tarım topraklarının yalnızca tarımsal üretim yapmak amacıyla kullanılacağına öylesine mutlu olurum ki ülkem ve ulusum adına!...

*Şu AZGIN AZINLIK sorunsalı...

Efendim; yalnızca onlar biliyorlar... Yalnızca onlar ahkam kesecekler...

Onların dışında kalanlar; koyun kaval dinler gibi, yalnızca onları dinleyecekler!...

Olur, olmaz yorumlarını, akıl dışı yargılarını, ipe sapa gelmez algılarını; herkes copy paste/kopyala yapıştır uygulamasıyla birlikte ve de adlarını kaynak göstererek papağan gibi onların sözlerini  yineleyecek!...

Aman efendim; emrinize paldır, küldür!...

Kim mi onlar?...

Televizyon programlarında toplumsal kirlenmeye sonsuz katkılarıyla; magazin programlarının yorumcuları... Ayaktopu alanında doktora yapmış edasında; spor yorumcuları... Elbette ki yandaş medyanın siyaset yazar ve yorumcuları...

Ama her nedense işte onların; son yıllarda  bir türlü dinmiyor sancıları... 

Neden?...

Sosyal medyada ya da benim kullandığım tanımlamayla sanal kamusal alanda; fikir beyan eden ( Türkçe söyleyişle; düşüncelerini açıklayan), üstelik de bu yorumculardan çok daha bilgili, eğitimli, öngörülü ve de siyaset satrancını oynama yeteneğine ulaşmış  düşünen, yorumlayan,sorgulayan , doğal olarak da yargılayan halk yüzünden...

Ulus Devlet'in yıkılışını amaçlayan KÜRESEL DEVLET kurma heveslisi efendilerinin yıllardır borazanlığını yapan bir kesim "yandaş" ulusal medya köşe yastıkları; küreselleşme kuramının "think locally, act globally" ilkesi doğrultusunda (ki Türkçesi küresel düşün, yerel davran) ve de küresel iletişim ağı internet marifetiyle... Yerelden yükselen ses ve de küresel ağ üzerinden sıradan halk aldıkça nefes.... Özgün, ayrıcalıklı, üstün, ulaşılmaz olduklarına ilişkin  konumu; sanal kamusal alanda düşünceleriyle var olanlar yüzünden  yitirdiklerinden beri, işte bu sosyal medyada yer alanlara karşı kin, nefret yüklü olmaya başladılar. Onların çeşitli sanal ortamlardan paylaştıkları düşünceleri, eleştirileri karşısında görsel ve yazılı yayın organlarından öfkelerini saçtılar, neredeyse bir tek halkın ana, avrat sülalesini sinemaya götürmedikleri kaldı... 

Ve sanal kamusal alanda düşüncelerini paylaşanlara; "klavye şövalyeleri" demeye başladılar, bu da onlara yetmedi sonunda onlara AZGIN AZINLIK ünvanını verdiler.

Sonrasında da sokak dilini (ki argo da denir bu dile) kullanmaya pek hevesli ve de eğilimli günümüz egemenleri de bu tanımı pek çok sevdi; kendine karşıt düşüncede olanlara  AZGIN AZINLIK payesini 23 Haziran 2019 seçimleri sürecinde verdi.  Mübarek olsun; halkımıza, ulusumuza!...

Ama şöyle bir döner bakarsak; temel soruna, elbette ki halkın değil de, halkın düşüncelerini doğrudan açıklamasına bozulanların sorunlarına odaklanırsak...

Nasıl da bir kısır döngü ama?...

Yıllardır şiddetle savundukları "ulus devlet karşıtı" şu küreselleşme kuramının yarattığı, "küresel medya" denen olgu, onların nasıl da AZRAİL'i ki bir başka deyişle ÖLÜM MELEĞİ oldu!...

Hayırlara vesile!...

Demokrasi için, aydınlık yarınlar için; haydi AZGIN AZINLIK!... Başlayın tez günde; daha da çok yanlışları eleştirmeye, doğruları söylemeye, demokratik hak ve özgürlükler için ve "kalem kılıçtan keskindir" düşüncesiyle daha güçlü dokunun klavyelere !... 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.