Güne Düşenler


Selma ERDAL

Selma ERDAL

20 Ağustos 2019, 23:02

Herkesin gıcık olduğu "sözde" mesleklerden birisi de YAŞAM KOÇLUĞU...

Kendi başını bağlayamaz, gelin başı bağlamaya kalkışır denilen türden bir takım adamlar ve de madamlar bu mesleği icra ediyorlar. Diyet yapacaksınız ama başaramıyorsunuz; onlar sizi motive edecekler bilmem kaç bin dolar karşılığında (Türk parasını da tanımazlar bu arada)... Yürüyüş yapıp, kilo vereceksiniz; sizinle birlikte yürürler ama sırayla değil, parayla...

Eşiniz mi aldattı, sevgiliniz mi bıraktı?... Derdinize derman bulmak için yaşam koçları her yerde hazır ve nazır hemen yanınızda?...

Bizim çocuklar doktor, mühendis olacağım diye onca emek verirken... Onlar kurnazlık kadrosundan; YAŞAM KOÇU ünvanıyla toplumsal yaşamda ön sırada... Ve onlara kanıp, onlardan medet umup, para kaptıran enayiler mangası da peşlerinde...

Ekonomi Bilimi'nde; sektörler tarım-sanayi ve hizmetler sektörü olarak üç ana başlık altında toplanır da... Bir de marjinal sektör vardır; bunların yanında sosyal güvenceden yoksun kişilerin oluşturduğu topluluk... Ki bir lokma, bir hırka yasayan işportacıları, hamalları, bozacıları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.

Günümüzde de bir baltaya sap olamamış kurnazlar için türetilmiş YAŞAM KOÇLUĞU olarak bilinen bu "sözde" işlere de "sosyetik marjinal sektör" desek nasıl olur acaba?...

80'lerin sonunda Bursa'da başladı orman yangınları... Üstelik ülkede ilk önce talan edildi Bursa'nın 1. dereceden değerli tarım toprakları... Yıllarca yazdık, bağırdık, haykırdık, yasaya başvurduk, yasa bizden yana kararlar aldı...

Ama bu kararlar hiç uygulanmadı. Sonunda YEŞİL BURSA diye bir kent kalmadı. Oysa Yunan Bursa'dan Mudanya'ya dökülürken her yeri yaka, yaka kaçıyordu Bursa'dan, ama yine de Bursa ayakta kalmıştı.

Ne yazık ki son yıllarda Bursa Suriyeli işgali altında; İstanbul gibi kayıp kentler arasında ilk sırada...

Marmara Bölgesi bitti, bitirildi.

Ve şimdi yeni hedef olarak; Ege Bölgesi seçildi, Vandallar İzmir'de, Aydın'da, Muğla'da...

Gazi Mustafa Kemal; ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR diyerek Yunan'ı denize dökerken, ne yazık ki düşmanların en onursuzunu, en kindarını, en hıyanetini bırakmış arkasında...

Ve onlar da ormanları ateşe veren, altın için dağları deşen, para için doğru yoldan şaşan ülke ve ulus düşmanları olarak her an, her yerde karşımızda...

Menderes döneminde artan ilişkiler, derken Morrison Süleyman'la sıklaşan sevişmeler... Tarım ülkesi Türkiye'ye "sanayileşme" olgusunu öneren ve öğreten Amerika; bugün tarımsal dışsatımda dünya birincisi... Onun öğütleriyle ve öğretileriyle tarıma elverişli topraklarını sanayileşme uğruna yok eden Türkiye ise avuç açıyor yabandaki buğdaya, arpaya, darıya... Ve bir avuçluk ülke toprağıyla (üstelik bir bölümünü denizden çalmış olmasına karşın) Amerika'nın ardından ikinci sırada geliyor Hollanda; tarımsal üretim dışsatım pazarında...

Sen istediğin kadar; bir lokmacık ülke, nedir ki değeri nazarımda diye dur... Osmanlı'dan lale soğanlarını bile aşırıp, bin türlü renge aşılayıp, marka yaptı ülkesinin adıyla...

Sen yalnızca kafanı yor; Fener'in transferlerine ya da hangi tarikatın müridi olursam "garanti" girerim Cennet'e diye...

Dünya dönüyor, gelişmiş ülkeler koşuyor daha güzel bir geleceğe... Üstelik dönüp bakmıyorlar bile geride kim kalmış, yokluğa ve sefalete kim dalmış, bil ki hiç umursamıyorlar seni... Ve yok sayıyorlar ülkenin başındakini... Ne yazık ki...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.