Hazreti Musa, Hızır Aleyhisselam ve İsmail Hakkı Edebali


Mehmet Ali Yılmaz

Mehmet Ali Yılmaz

12 Ocak 2019, 18:18

Bir gün kavmi tarafından Hazreti Musa’ya, “Şu yeryüzünde senden daha bilgili biri var mıdır” diye sorulmuş?

Musa “Yoktur” diye yanıt verince bir peygamberinin bile kibirli olmasına izin vermeyen tanrı bu kuluna “İki denizin kavuştuğu yerde senden daha alim, daha bilgili bir kulumuz vardır” diye fısıldayıp eklemiş:

“Bohçana tuzlanmış, ölü bir balığı koy, hayvanın kaybolacağı yerde o adamı bulacaksın!..”

Yol arkadaşı olması için yanına aldığı bir gençle birlikte iki denizin kavuştuğu denizi bulmak için sahil boyunca ilerleyen Musa üzerine bir yorgunluk çekince uykuya dalmış.

Tekrar yola koyulduktan nice sonra hatırlayıp durumu söylemiş genç adam Musa’ya:

“Sen uyurken bohçandaki tuzlu balık canlandı ve çırpına çırpına denize doğru ulaşarak suyun içinde kayboldu!..”

Musa, “Çabuk” demiş, “dönüyoruz geriye. Adamı bulacağımız yer tam olarak orasıydı.”

Gerçekten de geriye döndükleri vakit onları bekleyen kişi Hızır Aleyhisselamdan başkası değildi.

Kuran’daki Kehf Suresi anlatır bize aralarında yaşananları.

Ve bu olay çok eskiden beri tasavvuf çevrelerinin ilgisini çeker.

Zira Hızır, Allah’ın kendisine Musa’ya bile vermediği bilimi ihsan ettiği bir gizemli kuludur.

Musa rica eder, bildiklerini kendisine de anlatması için oracıkta adeta yalvarır Hızır’a.

Hızır “Dayanamazsın” der ve bunu kabul etmez önce.

Musa’nın ısrarlı yakarışları üzerine bir şartla kabul eder:

“Az sonra çıkacakları yolculukta görecekleri karşısında susacak ve O açıklayana kadar asla soru sormayacaktır!..”

İşin özü Hızır bir “zaman yolcusudur” aslında!

Zamanda ileri ya da geri gidebilmekte dahası, ortaya çıkabilecek sonsuz olasılığa rağmen Tanrının emriyle kadere ve tarihe müdahale de edebilmektedir!

Kehf Suresi 3 hadiseyle anlatır bize bu durumu:

Kıssaya göre Hızır bu yolculuk boyunca bir gemiyi delerek tahrip eder, bir çocuğu öldürür ve iki yetime ait yıkılmakta olan bir duvarı tamir eder.

Bu üç olaya da itiraz ederek en başta verdiği sözü yerine getiremeyen Musa, Kehf Suresi’nin 79 ve 82’nci ayetlerinde anlatıldığına göre şu yanıtı alır Hızır’dan

79. “Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasp etmekte olan bir kral vardı.”

80. “Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mü’min kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.”

81. (Devam etti:) “Böylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.”

82. “Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.”

İşte bu her üç olayda da Hızır zaman ve mekan içinde ileriye doğru gitmiş, meydana gelebilecek olumsuz neticeleri görmüş ve geri dönerek müdahale etmiştir.

Bu gün bilim buna “İzafiyet teorisi” diyor.

Yani zamanın mekan ve hıza göre tersine akabildiğini öne sürüyor.

Işık hızının altında yolculuk ediyorsanız eğer zaman ileri doğru, üstündeyseniz geriye doğru akar.

Peki ya Ashab-ı Kef’in bir mağarada onlara 1 günlük kadar gelen bir sürede uyuyup, tam 309 yıl sonra uyanmalarına ne demeli?

Hasılı sırlarla dolu dünya.

Hazreti Musa-Hızır kıssasında örnek verildiği gibi bu gün size kötü gibi görünen bir hadisenin aslında gelecekte son derecede hayırlı sonuçlara yol açmayacağını şimdiden kim söyleyebilir?

Ya da bu gün “Belediye başkan adayı yapıldım” diye sevinen birinin bir trafik kazası sonucu Ankara yollarında yaşamını yitirmeyeceğinin garantisini kim verebilir?..

Meranın çayırlısı, her şeyin hayırlısı!

Zerre kadar üzülme Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali!

Şu kadarcık incitmesin en çok hak edenlerden olduğun halde seni yeniden aday yapmamış olmaları.

Yarınların kimin için neler getireceği hiç belli olmaz!

Önemli olan gönül yapmak, kalp kazanmak.

Ve tabii, tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeden onca yıl geceyi gündüze katıp görevini yürütmek.

Yıldırım halkı, Bursalılar senden razı…

Yaptıkların için Allah da razı olsun!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.