İlhan Sarı Çiftliği


Mehmet Ali Yılmaz

Mehmet Ali Yılmaz

06 Şubat 2019, 00:22

Manisa’nın, Köprübaşı İlçesindeki iki dere arasına, tamı tamına 3 bin 500 dönümlük araziye 200 bin ağaç dikerek dünyanın en büyük organik zeytin çiftliğini kurdunuz…

Yeni ektiğiniz fidanların köklerine tarla fareleri dadandı.

Özellikle yazın kütür kütür kemirip yiyiyorlar ve fidelerin kurumasına neden oluyorlar.

Hayvanları ilaçla yok edemezsiniz çünkü, üretiminiz bu kez “organik” olmaktan çıkar!

Binlerce fareyle mücadele etmek için de mutlaka bir yol bulmanız gerek; aksi halde tüm emekleriniz boşa gidecek.

Çiftliğin kurucusu, Bursalı sanayici, Fistaş AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Sarı derdine dermanı Akdeniz havzasının en önemli zeytin ve zeytinyağı üreticisi İtalya’da buluyor.

Esasında dünyanın her yanında zeytinle ilgili olarak yazılmış tüm literatürü sürekli taramakta, bedelini ödeyip bu işin hocalarından dersler almakta, en ufak bir bilgi kırıntısına bile büyük önem vermektedir İlhan Sarı ama fareleri böylesi ilginç bir yöntemle yok edebileceği işin öncesinde aklına bile gelmemiştir.

18-20 kiloluk büyük yağ tenekelerinin üst kısımlarını açarak toprağa gömerler.

İçlerine de peynir ve peynir suyu koyarlar.

Kokuyu alan fareler hiç tereddüt etmeden atlarlar içlerine.

Ve sonra da çıkamazlar elbette.

Ama durun, daha bitmedi!

Kapana kısılan 20-30 tane fare acıkınca ne yapacak?

Birbirlerini yemeye başlarlar!

En sonunda içlerinden en güçlüsü hayatta kalır.

İşte onu alıp yeniden doğaya salarlar!

Ancak hayvan kanın tadını almış, yamyamlaşmıştır artık!

Acıktıkça doğru diğer farelerin yuvalarına gider!

Öncelikle yeni doğmuş körpe yavrulardır ilk hedefi!

Yavru bulamazsa da büyüklere saldırır.

Böylece koca arazideki fare popülasyonu bir gram zehir kullanmaksızın kısa süre içerisinde yok olup gider.

İlhan Sarı’yı geçmişte bir yazıma konu edip, bir parça da yermiştim aslında.

Büyük haksızlık etmişim.

Oysa kendisi dost olmayı seçti.

Ortak bir tanıdığımız vasıtasıyla tanışıp ahbap olduk.

Dünyanın dört bir yanına ürün yetiştirdiği Fistaş fantezi iplik fabrikasını gezdirdi bana.

Ve en büyük gustosu olan İlhan Sarı Organik zeytin ve zeytinyağı çiftliğini anlattı.

Şeker şerbet gibi bir adam İlhan Sarı.

Sohbetine doyum olmuyor.

Sen kalk, tam 3 bin 500 dönüm araziye 200 bin fidan dik.

Üstelik de bu rakam daha da artacak.

“İnsan gibi hassas bir canlıdır zeytin ağacı” diyor; “saatte 4 kilometreyi geçmeyecek rüzgarları sever. Her yılın belli dönemlerinde uyur. Kışın aşırı soğuk gördü mü kendisini korumaya alır ve bir dahaki yıl ürün vermez.”

Manisa’nın o bölgesi zeytinin sevdiği tüm özellikleri bünyesinde barındırdığı için özellikle seçilmiş.

Çiftliğin içerisine bir de zeytinyağı tesisi kurmuş İlhan Sarı.

Bitkinin meyveleri ağaçlardan alındıktan sonra en geç 4 saat sonunda oksijensiz ortamda sıkılıp yağ elde ediliyor.

Dört saati geçirirseniz eğer zeytinin içindeki insan sağlığına yararlı mineral ve vitaminler oksijenle etkileşime girip asit üretmeye başlıyorlar.

Piyasadaki zeytinlerin ancak aradan günler geçtikten sonra sıkıldığını hesap ederseniz eğer, İlhan Sarı Zeytinyağlarının kıymetini işte o vakit anlarsınız.

Ağzınıza götürdüğünüz vakit koruk tadı alıyorsunuz, sanki üzüm yemiş gibi oluyorsunuz.

Çünkü 5 ayrı boyuttayken koparılıp sıkılıyor zeytinler.

Bebekler için üretileni bitkinin meyveleri nohut kadarken koparılıp alınıyor.

Normal bir litre zeytinyağı 4-5 kilo zeytinden üretilirken, sözünü ettiğim bebek yağı 12-13 kilodan anca sıkılabiliyor.

Anneler eczanelerden satın alarak hem bebeklerinin doğal vitamin almasını hem de gaz, kabızlık gibi problemlerinin çözülmesini sağlıyorlar.

Sadece 0.1’den, 0.5’e kadar asit içeren İlhan Sarı Zeytinyağı’nın bir benzerini daha piyasada bulmanız mümkün değil; öyle bir üretim daha yok çünkü.

İlhansari.com adresinden daha ayrıntılı bilgi edinebilir zeytin meraklıları.

İlhan Sarı’nın en beğendiğim yanlarından biri de “bilgiyi paylaşması” oldu.

Sadece çevredeki köylüleri aynı işi yapmaları yönünde teşvik etmekle kalmıyor, zaman zaman çiftliğinde ağırladığı çevre İllerde görev yapan Tarım Müdürlüğü yetkilileriyle de bilgi paylaşıyor.

Örneğin toprağın sürülmesi mi gerekti?

Kendisi traktör almak yerine parasını ödeyip, yöre halkının makinelerini kullanıyor İlhan Sarı.

O da şimdilik, ileride daha da artacak, çevredeki köylerden yılda 5 bin römork gübre satın alıyor.

Yaklaşık 1000 kilometre damla su sistemi kurmuş araziye.

İsrailliler gibi zeytini suluyor yani.

Sadece “fare örneği” değil, diğer zararlılarla mücadele için de ilaç yerine doğal yöntemler kullanılıyor çiftlikte.

Örneğin dip otları için kaz, sülün, İran kekliği ve tavşanlar salınmış araziye.

Toprakta sıfır zehir olduğu için yakında küçükbaş hayvan üretimine de başlanacakmış.

Bu gün Türkiye’nin, Suriye sınırındaki Gaziantep’in Karkamış İlçesi’nin Sümerler dönemindeki adı Uruk’tur.

İşte bu kentin o dönemki kralı da bundan yaklaşık 5 bin yıl önce yaşamış olan Gılgamış.

Günümüze kadar ulaşan en eski tarihi metindir Gılgamış Destanı.

Hikayenin bir bölümünde Uruk Kralı Gılgamış kendisine sonsuz yaşam sağlayacak “ölümsüzlük otunu” aramaya koyulur.

Bulur da…

Ancak yorgunluktan uyuyakalınca bitkiyi bir yılan yer.

Ölümsüzlük otunu yiyen yılanın her sene gömlek değiştirmesi yani, yenilenmesi bu hayvanı mitolojide sonsuz yaşamın simgesi yapmıştır.

Destanın felsefesi “bir insanın ölümsüz olabilmesi için yaşarken dünyada büyük bir isim bırakmış olması gerektiği” şeklinde yorumlanır.

Türkiye’de modern zeytin üretimi konusunda bir çığır açtığı, dünyanın en büyük organik zeytin ve zeytinyağı çiftliğini kurduğu için kendi adıyla marka olan İlhan Sarı zaten bu anlamda adını altın harflerle tarihe yazdırdı yazdırmasına da…

Acaba bu arada Gılgamış’ın yitirdiği “ölümsüzlük otunu” da mı buldu dersiniz?

Dünyada en uzun süre yaşayan canlı hangisidir?

Karga?

Kaplumbağa?

Çınar?

Hayır!

Yeryüzünde en uzun süre yaşayan canlı rakipsiz zeytin ağacıdır!

Bu gün binlerce yıl ömür sürmüş zeytin ağaçları var ülkemizde.

Peki, nasıl oluyor da diğerleri kısa sürede kuruyup giderken zeytin binlerce yıl hayatta kalmayı başarabiliyor?

“Oleuropein” isimli bir madde sayesinde!

Zeytin ağacına ömür veren, onu zararlı mikro organizmalardan koruyan da bu Oleuropein işte.

Ama zeytinin meyvesinden daha çok yapraklarında bulunuyor.

Ve örneğin Marmara Bölgesi’nde yetişen bir zeytin ağacının yaprağında Oleuropein yüzde 1 düzeyindeyken İlhan Sarı uyguladığı bilimsel yöntemlerle kendi çiftliğindeki ağaçlarda bu oranı yüzde 26’ya kadar çıkartmayı başarmış.

Meyvesi gıda, yağı şifa, yaprağıysa ilaç olarak kullanılıyor zeytinin İlhan Sarı Çiftliği’nde.

İzmir merkezli bir şirket İlhan Sarı’dan aldığı yapraklardaki Oleuropein özünü açığa çıkartarak, bağışıklık ilacı yapan firmalara katkı maddesi olarak satıyormuş.

Sadece 12 gün boyunca Oleuropein verilen farelerde tümörlerin yüzde 50 oranında küçüldüğünü gözlemliyor bilim adamları.

Araştırmalar bu maddenin kanseri önlediğini dahası, yayılmasının da önüne geçtiğini ortaya koyuyor.

İlk kez 1908 yılında keşfedilen bu bileşiğin yapısı ancak 1960’da tanımlanabiliniyor.

Neredeyse “ölümsüzlük ilacı” gibi mucize bir madde Oleuropein.

Yarın da bu maddeyi anlatarak sürdürelim sohbetimizi.

Ama bu arada İnternet’ten biraz bakarak fikir edinin.

Çok teşekkürler İlhan Sarı, memleketime yeni bir değer, bilgi dağarcığıma yepyeni sayfalar kattığın için.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.