Koza Hanı’nın kapıları


Raif KAPLANOĞLU

Raif KAPLANOĞLU

Okunma 12 Şubat 2014, 18:32

“Koza Han’ın dört girişi vardır. Girdiğiniz kapı sizi ele verir… Ulucami tarafındaki alçakgönüllü kapıdan gidiyseniz, muhtemelen şehre yabancısınızdır; turistik merakla girdiniz. Belki şehre aşinasınız ama oturmaya niyetiniz yok. Hanın ikinci katındaki ipek satıcılarıyla işiniz var; ödenmemiş bir senedin ya da ipek bir eşarbın peşindesiniz. Kapalıçarşı tarafından girdiyseniz soluklanmaya ihtiyacınız var demektir. … Eğer Orhan Camii’nın aralığındaki kapıdan girenlerdenseniz, sizin almakla, vermekle, gezmekle işiniz yok. … Ne şehrin keşmekeşi, ne otomobillerin küstah gürültüsü, ne gündelik hayatın hayhuyu ve ne de zaman; hiçbiri aşamaz yüksek taş duvarları. Her şey dışarda kalmıştır. İçine girdiğiniz koza sizi modernizmin çılgın atlarından uzak ve toz dumandan azade tutar. Ama yok, ben bunların hiçbiri değilim, ben dördüncü kapıdan girdim diyorsanız, ben size ne diyeyim? Koza Han’ın iç avluya açılan dördüncü kapısının hem girişi, hem de çıkışı sanki ehil olmayan gözlerden gizlenmiş gibidir. Bir şehirle gizli kapıları ve yolları bilecek kadar içli dışlı olmuş birinin rehbere ihtiyacı mı olur? O zaten şehir olmuştur.” Rahmetli dostum Yücel Balku, sihirli satırlarla anlattığı bu Koza Hanı’nındaydık geçen gün… Bursa Hakimiyet gazetesinin 55. yılı, Bursa’nın ilk ofset gazetesinin 31. yılı, Yaşayan Bursa dergisinin 7. yıl dönümü kutlandı. Ancak bambaşka, örnek bir tutumla... Koza Hanı’nda düzenlenen yıldönümü kokteylinde, Bursa Hakimiyet gazetesi, hanlarına sahip çıkılması için Bursalılara bir deklarasyon yayınladı. Davetlilere, hanların önemi anlatıldı… Hanlara tüm Bursalıların sahip çıkılması gerektiği vurgulandı… Deklarasyona ilk imzalar; Vali, Belediye Başkanı ve rektör başta olmak üzere davetliler tarafından atıldı. Gazetemizin bu çığlığı, umarım yetkililerce duyulmuştur… Yaşayan mekânlar hanlar... Ulucami’nin hemen altında, Orhan Bey tarafından yaptırılmış olan Emir Hanı Osmanlı Devleti’nin ilk hanı idi. İlk yıllarda bez satıldığı için Bezzeztan/Bedesten adıyla anılıyordu. Şehirde yenen, yenmeyen, alınan ve satılan her tür eşya bu handa tartılıp vergisi alınırdı. Bir anlamda vergi dairesi... Hanlarda işyeri olan sakinleri bir aile gibidir. Herkes birbirine kefil olur, hanlarına özenle bakarlardı. Handa yaşayanların çoğu da benzer işi yapardı. Benzer işi yapanların aynı mekânda olmaları, onların meslek dayanışmalarını güçlendirirdi. Hanların adı da, o hanın kentte yaptığı işleviyle anılırdı. Zeytin Han, Pirinç Han, Koza Han gibi... Zamanla hanın yaptığı eski işlevi değişir, İpek Hanı iken Arabacılar Hanı olur... Han ve bedestenler aslında birer ticaret borsası, birer fabrikaydı. 19. yüzyılın başında Mari de Launay Bursa’da 62 handan söz ediyor. 20. yüzyılın başında Hasan Taib ise 49 hanın bulunduğunu yazıyor. Ancak belgelere göre Bursa’da 35 kadar han yapıldığı anlaşılıyor. Günümüze ise bunlardan sadece 14’ü ayakta, kimisi ise tek ayak üzerinde… Bursa hanları ilgi bekliyor... Kapladığı alan açısından Bursa’nın en geniş hanlarından biri Fidan Han, yakın zamanda onarılmıştı. Zavallı İpek Han da, Maksem’den inen Mecidiye Caddesi açılırken yarısını yitirmişti. 1958 yangını sonrasında yeniden tümlendi. Bitpazarı’ndaki Tahtakale Hanı’nın tümüyle yok olduğu sanılıyordu yakın vakte kadar. En azından kaynaklarda, hanın tümüyle yok olduğu söyleniyordu. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir tamirat sırasında hanın iki odasının (hücre) bütünüyle durduğunu gördüm. Ulucami’nin batısında bulunan Kapan Hanı’nın da yarısı var, yarısı yok hilkat garibi gibi... Geyve Hanı, Fidan Hanı hâlâ şirin ve güzel. Ama Çukur/Kütahya Hanı ha gitti, ha gidecek... İçine girmeden han olduğunu anlamak zor. Ya bu hanın karşısındaki Tuzpazarı Hanı’na ne demeli?.. Hergün önünden geçen, çok eski Bursalılar bile böyle bir hanın varlığını bilmiyor. Geçen yıl, kaynaklara göre tümüyle yok olmuş, hatta yeri bile bilinmeyen Tatarlar Hanı’nın büyükçe bir duvarı ile bazı hücrelerinin varlığını belirledik. Tatarlar Hanı, şimdi hurdalar arasında gizli. Tahtakale Hanı da yanlışlıkla, 5-6 yıl önce yanan ahşap han olduğu sanılıyor. Oysa gerçek Tahtakale Hanı, bu ahşap hanı çevreleyen, güney ve doğu bölümleri büyük ölçüde ayakta olan kâgir handır. Kimse fark etmediği için de, her geçen gün kemirilip ufalıyor. En çok yakındığım ise Tahıl Hanı. Adım adım karışkarış herkesin önünde yokediliyor. Daha geçen hafta bir duvarının yeni yıkıldığını gördüm. Üç veya dört tarafından revaklı odalar ile çevrili bulunan hanlar, çoğunlukla iki katlıdır. Üç, hatta bazı bölümleri dört katlı olan hanların en ünlüsü, Kırkmerdivenler’in hemen yanında bulunan Balibey Hanı’dır. Geçenlerde bu handa basit bir kazı yapıldı. Büyükşehir Belediyesi en yakın zamanda restore edip hizmete açılacak. Hanların en güzeli Koza Han... Bugün kentimizdeki mekânları korumak istiyorsak, onların yaşanan birer mekân olarak korumalıyız. Yapılış amacına göre kullanılamıyorsa, ona yakın amaçlarla, özellikle de turistik hizmet mekânları olarak kullanılmalı. Balibey Hanı da, uzun yıllar bu tür mekânların turistik birer mekân olarak başarıyla kullanılabileceğini gösterdi. İç Koza Han, on yıl öncesinde, dükkânları büyük ölçüde boş, insanların içine bile girmeye çekindiği bir yerdi. Bursalılar, sakinliği ve otantik havası nedeniyle çabucak sevdi bu hanı. Bursalılar hanların o gizemli hoşluğunu yeni yeni keşfetmeye başladı. Yerel yöneticiler, Bursa’nın otantik mekânları olan bu hanların yeni işlevler yükleyerek yaşatmalı, özenle korumalı ve hanlara yönelik projeler üretmeli… Gelecekte Bursa hanları nasıl olmalı? Bursa hanları yeniden keşfedilip yeni işlevlerle kentimize kazandırılmalı. Bunun için, hanları ortaya çıkaracak, halkın veya turistlerin onu keşfetmesini sağlayacak çalışmalar yapılmalı. Bunun için önce han önlerine yapılan çıkıntılar ve eklemeler düzeltilmeli ya da ortadan kaldırılmalı. Bugün hemen her çarşının önünde, plana aykırı olarak keyfi çıkıntılar yapılmış. Bu çıkıntılar ve ekler, her geçen gün artmakta; bu da hanın görkemini engellemekte, hatta halkın onu fark etmesini önlemekte… Nitekim hergün önünden defalarca geçen Bursalılara Tuz Hanı sorsanız asla bulamazlar… Çünkü adeta han kapısı kapatılmış. Büyükşehir Belediyesi; yıllar önce Fidan Han, Geyve Han ve Koza Han merkezli bir hanlar proje çalışması başlatmıştı. Proje kapsamında BTSO yoluyla elde edilerek, bazı tarihi hanların göz önüne çıkması sağlanmıştı. Ancak Ticaret Borsası binası da yıkılmalı… Bu yıkılan bölümlerin olduğu yerde modern yapılar yerine, Yeni İpek Hanı, eski planı dikkate alınarak yapılmalı. Hanlar bölgesinin Cumhuriyet Caddesi’ne cephesindeki modern yapılar da hanların görünümünü etkilemekte ve tarihi mekânını zedelemekte… Bu nedenle tarihi hanları gizleyen bu yapıların ıslah edilmesi gerekmekte... Başta alt Bakırcılar Çarşısı üzerinde olmak üzere, sonradan dükkânlara eklenmiş olan tüm plan dışı bölümler ve barakalar yıkılmalı… Hanlar Bölgesi’nin tarihi görüntüsünün sağlanması için, olası bir genel tamiratta, mevcut yapıya, ya dış görüntüsüne tarihi görüntü veren bir makyaj sağlanabilir. Ya da tümüyle yıkılıp yerine 1958 yangını öncesindeki plan göz önüne alınarak tonozlu eski Uzunçarşı’yı yapılabilir. Hanlar bölgesinde yok olmakta olan Tuz Hanı, Çukur Hanı ile Tahıl Hanı ivedilikle onarılmalı… Atatürk Caddesi’ne bakan Özdilek’in bulunduğu eski Kapan Hanı, bugün karmaşık bir yapı topluluğu oluşturmakta. Bu yapının da yeniden planlanarak, aslına uygun bir şekilde projelendirilmeli… Orhan Hamamı ile Ulucami arasında olup bugün birer modern yapıya dönüşen Zeytin Han ve Küçük Zeytin Hanı’nın klasik tarzda yeniden planlanmalı… Hanlar bölgesinin görkemini; batı yönünden kapatan Kızılay ve Merkez Bankası’nın bulunduğu apartmanların uzun vadede kaldırılması için planlamalar yapılmalı. Böylece, Hanlar Bölgesini kapatan, çevresindeki tüm modern yapılar yıkılarak, çarşı bloğunun modern yapılardan temizlenmeli. Hanlar Bölgesi için öneriler Bursa’nın en önemli tarihi kompleksi olan Kapalıçarşı, mevcut haliyle çağdaş şehircilik anlayışının gerektirdiği can ve mal güvenliğinden yoksun durumda. Risk değerlendirme teknikleri; Kapalıçarşı’da bir yangın çıkma olasılığının büyüklüğünü, çıkacak bir yangında ise can ve mal kaybının büyük olacağını göstermekte. Bunun en önemli nedeni, 1958 yangını sonrasında yeni yapılan modern çarşının bodrum katında yüzlerce dükkânın bulunması… Olası bir yangında bodrum kattaki işporta tezgâhların büyük bir tehlike yaratacak. Çatılarda gelişi güzel çekilmiş tüm telefon hatları, güvenlik ve görüntü olarak sağlıklı hale getirilmesi için yakın zamanda bir çalışma yapıldı. Bodrum katına yönelik de çalışmalar yapılmalı. Hanlar ve Kapalıçarşı’nın her tarafında, dükkân önlerinde işgaller, çıkıntılar, eklemeler bulunmakta. Plana aykırı olarak yapılmış keyfi çıkıntı ve işgaller her geçen gün artmakta; bu da hem çarşının estetiğini bozmakta, hem de çarşı esnafını huzursuz etmekte. Bu nedenle bazı çarşılarda bireysel olarak birçok tepki ve şikâyetlere rastlanmakta. Bu sorunları teker teker çözmek yerine, çarşının her yerinde yaşanan bu sorunun tümden çözülmesi için ortak bir tavır sergilenmeli, İstanbul Kapalıçarşı’sında olduğu gibi tüm çıkıntılar kaldırılmalı. Ayrıca, çarşının çeşitli bölgelerinde, baraka biçiminde çok sayıda yeni işyerleri açılmış olup bunlar da kaldırılmalı. Bursa hanları kabuk değiştiriyor Son yıllarda tüm hanlarla birlikte Koza Hanı’nın da işlevi değişti. Eskinin ipek tüccarlarının mekânları, artık dostlarla çay içip sohbet etmek üzere gelip oturduğumuz bir yer oldu. Otantik tarihi bir mekânda, asırlık çınarların altında dinlenmek, hele hele tatlı sohbetler yapmak Bursalılar için cazip geliyor artık. Koza Han; hanların en güzeli, en azametlisi. Han deyince de çoğumuz hemen Kaza Hanı anımsarız. Bir ara gümüşçülerin bulunduğu bu hana Şimkeş, Sırmakeş Hanı da denilmiş. Bursa’da “kervansaray” namını taşıyan tek han, Koza Han... Girişinde çok güzel süslenmiş taç bir kapısı olan tek han… Hanın doğusunda ahır ve depoların bulunduğu ikinci bölüm vardır ki, buna Devlelik denir. Hanlar yeni işlevlerle yaşıyor… Hanları ancak onların içinde yaşayarak kurtarabiliriz. Tahtakale, Bitpazarı, Tahıl Hanı, Balibey Hanı, Kapan Han ve Tuz Hanı’nı yaşayan mekânlar olarak yeniden ayağa kaldırılabilir. Bu hanların ayağa kalkması ile tarihi Bursa’nın yaşatılması için önemli bir atılmış olacak. Kapalıçarşı’da 17 dernek var Kapalıçarşı’da bugün çok sayıda han ve çarşı var. İvazpaşa Çarşısı, Bedesten, İç Bedesten, Sipahi, Gelincik Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı, Aynalı Çarşı, Yorgancılar Alt Çarşısı, Kapalı Alt Çarşı, Eski Kuyumcular Çarşısı, Uzun Çarşı, İpek Han, Emir Han, Pirinç Han, Fidan Han ve Koza Han gibi tüm bu yapı ve alanları içeren bölgeye Hanlar Bölgesi ve Kapalıçarşı denilir. Bugün Kapalıçarşı’da; Kavaflar, Alt Çarşı İşportacılar, Kapalı Alt Çarşı, Sahaflar, Bakırcılar, Yorgancılar, Koza Han, Uzun Çarşı, Fidan Han, Aynalı Çarşı, Bedesten, İvazpaşa, İpek Han, Pirinç Han Derneği olmak üzere 17 ayrı dernek bulunmakta… Hanlar Bölgesi ve Kapalıçarşı’da yapılacak çalışmalar, birbirinden ayrı ve farklı çalışmalar biçiminde yapılması sorunlara neden olmakta. Bu nedenle Hanlar bölgesinde yapılacak çalışmalar koordineli biçimde, bir bütünlük sağlanarak yapılması en önemli ilke olmalı. Hanlar Bölgesi ve Kapalıçarşı’ya ilişkin tüm sorunların belirlenerek, bu sorunlar aşamalı olarak planlanmalı. Bu nedenle de, her şeyden önce Hanlar ve Kapalıçarşı’yla ilgili tüm sorumlu kişi ve kurumların ortak kararıyla bir eylem planı üzerinde fikir birliğine ulaşmak gerekli. Bu amaçla profesyonel danışmanların yardımıyla, bir dizi toplantılar yapılarak, ortak bir eylem planı üzerinde karar alınmalı… Büyükşehir’in Hanlar Projesi Önceki Büyükşehir Belediyesi yönetimi; Fidan Han, Geyve Han ve Koza Han merkezli bir hanlar proje çalışması başlatmıştı. Proje kapsamında BTSO ve Ticaret Borsası binaları ile Gökçen Çarşısı takas yoluyla elde edilerek, tarihi hanların göz önüne çıkması sağlandı. Bu yıkılan bölümlerin olduğu yerde modern yapılar yerine, yeşil alan ya da çarşının eski dokusu olan Yeni İpek Hanı’nın eski planı dikkate alınarak yapılabilir. Belediye Hanlar Bölgesi projesini sürdürmeli… Hanlar ve Kapalıçarşı’nın Cumhuriyet Caddesi’ne bakan yapılarda ise cephe iyileştirmeleri yapılmalı. Başta alt Bakırcılar Çarşısı üzerinde, sonradan dükkânlara ilave edilmiş olan tüm plan dışı bölümler ve barakalar yıkılmalı. Yorgancılar Çarşısı girişi ile Sipahi Çarşısı, Gelincik Çarşısı’na girişinin önünde bulunan trafo yıkılarak, İtfaiye araçlarının girişi sağlanmalı. Her çarşıda aynı esnaf grubu Cumhuriyet Caddesi’nden Koza Han’a ulaşan aksta geleneksel Bursa dokusuna uygun yaya bağlantısının sağlanması ve mey- dan düzenlenmesi öngörülmeli. Tophane yamaçlarından başlayarak Kapalı Çarşı, Hanlar Bölgesi, Açık Yol, Tuz Pazarı, Okçular Caddesi, Irgandı Köprüsü ve külliyeler arasında, ağırlıklı olarak yaya ulaşımının düzenlenmesi ve sıhhileştirme çalışmaları yapılmalı. Bu alanlarda cephe ve silüetlere yönelik öneriler, tanıtım levhaları, kent mobilyalarına ilişkin çözüm önerileri geliştirilmeli. Kapalıçarşı’daki her meslek erbabının bir çarşıda bulunması prensibi, zamanla yitirildi. Bugün her yerde kuyumcu ve döviz büroları bulunmakta. Hangi çarşıda, hangi meslek alanlarının bulunacağına dair bir çalışma yapılarak, yüzlerce yıldır devam eden bu geleneğin sürdürülmesi için çalışma yapılmalı. Hanlarda restorasyon Hanlar Bölgesi’nde onarılması gereken Tuz Hanı, Çukur Hanı, Nalıncılar Hamamı ile Eski Hal binası için restorasyon projeleri yapılmalı. Kapalıçarşı’nın kuzeyinde, Cumhuriyet Caddesi kıyısında yapılmış modern dükkânların, eski tarihi yapıları kapaması nedeniyle, ya klasik bir görüntü verilmesi, ya da yıkılıp yerine klasik dükkânlar yapılmalı. Kapalıçarşı bölgesinde, 1958 yangını sırasında yandıktan sonra yıkılıp yerine konut ve modern tarzda işyeri yapılmış olan Sağrıcısungur Mescidi yeniden yapılması için çalışma yapılmalı. Ulucami karşında bulunan Vaaziye Medresesi’nin yeniden planlanmalı ve yapıyı aslına uygun onarmak için çalışmalı. Özdilek’in bulunduğu işyerleri, tarihi Kapan Hanı olup bugün karmaşık bir yapı topluluğu oluşturmakta. Bu yapının da yeniden planlanarak, aslına uygun bir şekilde projelendirilmesi gerekli. Uzun vadede yapılacak çalışmalar Ulucami karşısında bulunan Şengül Hamamı, uzun yıllar kah- vehane olarak kullanılmıştı. Yakın zamanlara kadar da bu biçimde kullanılan hamamın aynı amaçla kullanılması için bir çalışma yapılabilir. Şengül Hamamı’nın batısından başlayıp Uzuncarşı’ya doğru uzanan ve bugün gelinlikçilerin kullandığı eski Sahaflar Çarşısı’nın modern binaları yıkılıp yerine klasik tarzda ve aslına uygun yapılamalı. Orhan Hamamı ile Ulucami arasında olup bugün birer modern yapıya dönüşen Zeytin ve Küçük Zeytin Hanı’nın klasik tarzda yeniden planlanmalı. Kapalıçarşı’yı batı yönünden kapatan Kızılay ve Merkez Bankası’nın bulunduğu apartmanların uzun vadede kaldırılarak, yerine yeşil alan veya tarihi dokuya zarar vermeyecek düzenlemeler yapılmalı. Böylece, Kapalıçarşı’yı kapatan, çevresindeki modern yapılar yıkılarak çarşı bloğunun modern yapılardan temizlenmeli. Basının önemi Hanlar yeni işlevlerle yaşıyor… Hanları ancak onların içinde yaşayarak kurtarabiliriz. Tahtakale, Bitpazarı, Tahıl Hanı, Balibey Hanı, Kapan Han ve Tuz Hanı’nı yaşayan mekânlar olarak yeniden ayağa kaldırılabilir. Bu hanların ayağa kalkması ile tarihi Bursa’nın yaşatılması için önemli bir atılmış olacak… Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun özellikle akademik üyelerine sonsuz güvenim var. Ancak son yıllarda verdiği bazı çelişkili kararlar Bursa’da ciddi sorunlar yarattı. Dileriz her biri Bursa için uğraşan bu kurul üyeleri, aldığı kararlarda daha titiz olurlar… Hanların ayağa kalkması için yerel yönetimler kadar basının da büyük sorumluluğu var. Bursalılar yaşadığı şehrin tarihi ve kültürel yapısını korumak istiyor. Halkın sesi olan Bursa basını da, halkın isteğine duyarlı kalarak tarihine ve kültürüne sahip çıkıyor… Düşlerimdeki Pirinç Hanı Ulucami’nin hemen altında, Orhan Bey tarafından yaptırılmış olan Emir Hanı Osmanlı Devleti’nin ilk hanı idi. İlk yıllarda bez satıldığı için Bezzeztan/Bedesten adıyla anılıyordu. Bir süre Kepenkçiler Çarşısı olarak anılmıştı. Çünkü Bursa’ya gelen kepenekçilerin bu handa oturmaları zorunlu imiş. Şehirde yenen, yenmeyen, alınan ve satılan her tür eşya bu handa tartılıp vergisi alınırdı. Bir anlamda vergi dairesi... Hanlarda işyeri olan sakinleri bir aile gibidir. Herkes birbirine kefil olur, hanlarına özenle bakarlar. Handa yaşayanların çoğu da benzer işi yapardı. Benzer işi yapanların aynı mekânda olmaları, onların meslek dayanışmalarını güçlendirirdi. Hanların adı da, o hanın kentte yaptığı işleviyle anılırdı. Zeytin Han, Pirinç Han, Koza Han gibi... Zamanla hanın yaptığı eski işlevi değişir, İpek Hanı iken Arabacılar Hanı olur... Hanların başına gelenler Bitpazarı’ndaki Tahtakale Hanı’nın tümüyle yok olduğu sanılıyordu yakın vakte kadar. En azından kaynaklarda, hanın tümüyle yok olduğu söyleniyordu. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir tamirat sırasında hanın iki odasının (hücre) bütünüyle durduğunu gördüm. Ulucami’nin batısında bulunan Kapan Hanı’nın da yarısı da var yarısı yok hilkat garibi gibi... Geyve Hanı, Fidan Hanı hâlâ şirin ve güzel. Ama Çukur/Kütahya Hanı ha gitti, ha gidecek... İçine girmeden han olduğunu anlamak zor. Ya bu hanın karşısındaki Tuzpazarı Hanı’na ne demeli?.. Hergün önünden geçen, çok eski Bursalılar bile böyle bir hanın varlığını bilmiyor. Geçen yıl, kaynaklara göre tümüyle yok olmuş, hatta yeri bile bilinmeyen Tatarlar Hanı bulundu. Tatarlar Hanı, şimdi hurdalar arasında gizli. Tahtakale Hanı da yanlışlıkla, 5-6 yıl önce yanan ahşap han olduğu sanılıyor. Üç veya dört tarafından revaklı odalar ile çevrili bulunan hanlar, çoğunlukla iki katlıdır. Üç, hatta bazı bölümleri dört katlı olan hanların en ünlüsü, Kırkmerdivenler’in hemen yanında bulunan Balibey Hanı idi. Geçenlerde bu handa basit bir kazı yapıldı. Kaynak bulunduğu takdirde de, restore edilip hizmete açılacak. Ah!.. Balibey Hanı’nda neler olmaz ki?.. Aslında bu han, 1960’lı yıllara kadar Bursa’nın en renkli eğlence mekânı olan Şelale Bahçesi idi. (Bu han restore adı altında büyük ölçüde tahrip oldu.) Bugün kentimizdeki mekânları korumak istiyorsak, onların yaşanan birer mekân olarak korumalıyız. Yapılış amacına göre kullanılamıyorsa, ona yakın amaçlarla, özellikle de turistik hizmet mekânları olarak kullanılabilir. Balibey Hanı da, uzun yıllar bu tür mekânların turistik birer mekân olarak başarıyla kullanılabileceğini göstermişti. Hanların Sultanı Pirinç Han Bursa’daki hanların her biri kale gibi güçlü, kapandığında, anlı şanlı Sultanların bile açamadığı kapıları var. İpek Han, Koza Han, Fidan Han, Tuz Han, Pirinç Han, Geyve Han, Tahıl Han, Çukur Han’ın yıkılmaz güçlü kapıları hâlâ ayakta... Anlı şanlı Sultanların açamadığı bu kapıları artık eskisi kadar güçlü değil... Pirinç Hanı’nın bir kale kapısı gibi güçlü kapısı bile artık o kadar güçlü değil!.. Pirinç Hanı, 1508 yılında Sultan II. Bayezıd tarafından, İstanbul’daki vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yapıldı. Bursa’nın en görkemli hanı, Hanların Sultanıdır o. Bursa’nın ilk Tahıl Hanı idi. Kent merkezinde kaldığı için, Kanuni döneminde, Cumhuriyet Caddesi’nin İnönü Caddesi’yle birleştiği yerde yeni Tahıl Hanı yapılınca, Eski-Yeni Tahıl Hanı adı verilmiş. Bursa Hanları içinde en çok eziyeti bu han çekmiştir. Önce ortasından yol geçip, ikiye bölünen hanın yarıdan fazlası yıkılmış, diğer bölümleri de her gün kemirilmekte... Ama güçlü kapsıyla kale gibi duvarları hala rant ve ilgisizliğe karşı dimdik direniyor... Pirinç Hanı, kendimi bildim bileli onarılmaya çalışılıp da bir türlü bitmeyen bir han... Önceleri pirinç, yani tahıl satıldığı için bu adı almıştı. Geçen yıl kaleme aldığım bir yazıda, “Ah Pirinç Hanı ah!.. Bir tamamlansa, Bursa’nın en güzel ve işlek yerinde, tarihin gölgesinde neler yapılmaz ki bu handa” demiştim. İkiüç hafta önce gazetelerde Pirinç Hanı’nın açılacağı haberini duyunca da heyecanlandım, başka proğramlarımı erteledim, içini doyasıya görmek için. Sonra, ruhsat verilmediğini gazetelerden okuyunca kızdım, öfkelendim Osmangazi Belediyesi’ne, yeter artık, açılsın diye... Oysa gidip gördüğümde, hayallerimdeki Sultanların Hanı yerlere serilmişti. Pirinç Hanı sanki doğmadan öldürülmüştü. Düşlerimdeki Pirin Hanı Pirinç Hanı’ndaki dükkânların büyük bölümü şahıslara ait. Bu nedenle dükkân sahipleri biran önce hanın faaliyete geçerek, kira geliri elde etmek istiyor. Haklılar... Yıllardır onarımda çünkü Pirinç Hanı. Keşke biraz daha beklenseydi. Tamamlanmış, planlanmış bir Pirinç Hanı, hem mülk sahiplerine, hem de Bursa’ya çok şey kazandırabilirdi. Bursa’nın en güzel yerinde, otantik bu tarihsel mekân çok daha iyi değerlendirilebilirdi. Unutmayın ki, Pirinç Hanı, Bursa’nın en güzel hanlarından biri olup, üzerinde sadece mülk sahiplerin değil, tüm Bursalıların hakkı vardır. Bir ortak miras ürünü. Bursalılar, Pirinç Hanı’nda yaşanan hukuk dışı rezaleti engellemelidir. Yıllardır kocaman duvarları ve görkemli kapısıyla içimde büyüyen Sultanların Hanı Pirinç Hanı, birden ufalıverdi... Yıllardır, bir gün açılsa da, doya doya gezmeyi düşlediğim bu hana artık gideceğimi sanmıyorum. Yüreğim kaldırmaz çünkü... Keşke hiç girmeseydim, sadece hep düşlerimde yaşatsaydım Pirinç Hanı’nı...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.