Mehmet Gedik’i özlüyoruz


Mehmet Ali Yılmaz

Mehmet Ali Yılmaz

11 Mayıs 2019, 14:42

“Memeett, Memet” diye başlamıştı son görüşmemizde lafa her zaman olduğu gibi yine; “Geçmişte neler yazmıştınız hakkımızda. Mahfettiniz bizi. O günler iktidarda biz vardık. Patronlar her gün kapımızın önünde kuyruk olurlardı. Bir tek gün sizi şikayet etmek için gittik mi gazete patronlarına? Bir kişinin ekmeğiyle oynadık mı? Filan yazarı işten çıkar ya da sansürle diye baskı yaptık mı?”
 
Söyleyecek söz bulamıyordum…
 
Doğruydu konuştukları.
 
En sert eleştirileri yapabiliyorduk Mehmet Gedik ya da partisi ANAP hakkında.
 
Doğru söylüyordu.
 
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne benim Olay Gazetesi’nde yayımlanan bir yazımın ardından çağırılmıştı.
 
Bir süre küs kalmıştık.
 
Sonra, iki medeni insan olarak karşılıklı oturup konuştuk.
 
Bursa Çağdaş Gazeteciler Derneği Lokali’ne bir akşam yemeğine davet etmiştim Gedik’i.
 
Reddetmedi, davetime katıldı.
 
“Biliyor musun” demişti o akşam, “ben buraya niye geldim”?
 
-Neden gelmişti?
 
“DGM olayında sen beni mahfettin! Yazından sonra siyasi yaşamım bitti. Bu şehirde gazetecilik yapan pek çok insana kızarım. Onlardan her hangi biriyle benzer bir diyalog yaşasaydım, ömrümün sonuna kadar silerdim! Yüzlerine bile bakmazdım. Neyi neden yaptıklarını, neler yaptıklarını çok iyi biliyorum çünkü. Oysa sen mert adamsın. Seni tanıyor ve seviyorum. Görevini yaptın sen! Sana kırgın değilim. Saygı duyuyorum.”
 
………………………..
 
“Siz de mert insansınız Mehmet Bey” diye yanıtlamıştım Gedik’i.
 
Daha sonra arkadaşlığımız abi-kardeş ilişkisine dönüştü.
 
Mert adamdı Mehmet Gedik.
 
Söyleyecek sözü varsa insanın yüzüne de söyler, arkadan konuşmazdı.
 
Ve aynen dediği gibi, ANAP’ın o şaşalı yıllarında bir kez olsun gazeteciler üzerinde baskı kurmamış, adam gibi siyaset yapmıştı.
 
Oysa şimdilerde gazeteciler “yazamayan yazara” dönüşmüş durumda.
 
İnsanların ekmekleriyle oynanıyor.
 
Bırakın gazetecileri, gazete patronları bile yaşam mücadelesi verir oldular.
 
Doğru söylüyordu Mehmet Gedik.
 
Ardından o meşhur şen kahkahasını atarak espriyi de patlatmıştı:
 
“Ama Allah’ınızdan buldunuz! Bize çektirdiklerinizin vebalini şimdi ödüyorsunuz farkında mısın?!.”
 
Gülmüştüm.
 
Ama acı acı!
 
………………………..
 
Mert adamdı Mehmet Gedik, iyiliksever insandı, sahip olduklarını insanlarla paylaşmayı bilirdi.
 
Yapamayacağı şey için söz vermez, söz verdiği işi de mutlaka yapardı.
 
Yapamayacağı bir şey de yoktu aslında!
 
Herkes O’nu çok sever,  aktif siyaseti yıllar önce bırakmış bile olsa her kapı ona derhal ardına dek açılırdı.
 
Şu Bursa’da kim bilir kaç insan yaşıyordur Gedik’in işe yerleştirdiği?
 
Kaç parasız pulsuz insan vardır acaba, Gedik’in tedavi ettirdiği?
 
Okuttuğu, otobüs biletini aldığı, kirasını verdiği, cebine para koyduğu, burs bağlattığı?
 
Kaç insan vardır ki, Mehmet Gedik öldükten sonra hayır duasını esirgemeyen?
 
Çoktur, çok!
 
Hayırsever, iyiliksever insandı Mehmet Gedik.
 
Yaptığı hiçbir şeyi insanların gözüne sokmaz, reklamını da asla yapmazdı.
 
Sessiz sedasız hallederdi işini.
 
Veren sağ elin, sol elden haberi bile olmazdı.
 
Şimdikiler öyle mi ya?
 
Üstüne bir de poz verip, mum dikiyorlar!


 
…………………………..
 
Örgütçü adamdı Mehmet Gedik.
 
Yeni açılan bir partiyi tek başına köylere varıncaya kadar kurup, örgütleyebilecek çevresi ve seveni vardı.
 
Şimdi kendini milletvekili sananları geçip, koyun bir kenara…
 
Onlar el kaldırıp, boyun eğme, ardından da gerdan bükmeyi vekillik sanırlarken…
 
Mesut Yılmaz’la, eşinin önünde tartışıp kavga edebilecek, kendi inandığı doğrularında diretebilecek kadar da yürekliydi Mehmet Gedik.
 
Tek bir hatası vardı, o da eğer hataysa…
 
“Çok dobraydı.”
 
Siyaset için doz aşımı kadar dobra!
 
Ve Karadenizli olmanın bir sonucu olsa gerek…
 
Çok çabuk öfkelenip, çok çabuk parlardı.
 
Bırak be Gedik!
 
Berabere kalıversin Trabzonspor!
 
Hatta yeniliversin!
 
Hatta gerekirse küme düşsün!
 
Niye esip gürlersin etrafta başka insanların da bulunduğu ortamda?
 
Bir maç için değer mi hiç?
 
Mehmet Gedik gibi bu ülkeye, bu insanlara daha çok uzun yıllar  hizmet edebilecek  birikimdeki birini kaybetmeye değer mi?
 
Onca gözyaşı döktürmeye değer mi sevdiklerine?
 
Gelinciklerin, papatyaların baş verdiği şu güzel bahar mevsiminde  kırda bayırda gezmek varken, toprak altına girmek de neyin nesiydi?
 
Çok üzdü bizi Mehmet Gedik.
 
Sanırım, bizim O’nu üzdüklerimizin hepsini toplayıp, intikamını tek seferde çok kötü aldı!
 
Evet, bir kez daha Allah’ımızdan bulduk!
 
Allah taksiratını affetsin Mehmet abi.
 
Seni çok arayıp, çok özlüyoruz.
 
Şen kahkahaların kulaklarımızda, hep iyilikle yadedip, güzelliklerinle anacağız.
 
Bıraktığın hoş seda daima yankılanacak dost meclislerinde.
 
Aramızdan ayrılışının üzerinden koca koca 8 yıl geçmiş.
 
Mekanın Cennet olsun.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.