Paşa Çiftliğinin bilinmeyenleri


Hakkı Kavurmacı

Hakkı Kavurmacı

28 Mart 2017, 15:58

Bursa'nın En Önemli Değerlerinden PAŞA ÇİFTLİĞİ

Çiftlik hakkında Bursa Kamuoyunca Pek Bilinmeyen Bir Çok Şeyle Beraber, Çiftlikteki Çok Özel ve Nezih Bir Mekan Olan Manej Cafe ve At Biniciliği.

Acaba yeryüzünde, Bursa'dan başka bir büyük şehir daha var mıdır; şehrin ortasında, mevsimine göre çeşitli ürünlerin yetiştirildiği tarlalarıyla, yarış atlarının koşuştuğu yemyeşil çayırlarıyla ve yüzlerce yıllık değişik türde ağaçların yer aldığı bahçeleriyle, yapmacık değil orijinal bir çiftlik olan!
 

Birinci Murat Cami’nin bahçesinden ayna gibi seyredilebilmekte Paşa Çiftliği. Yazın tarlalarda çalışanlar, çıplak gözle bile görülebiliyor. Bir süredir Bursa’dayım. Muhteşem tarihi eserler ve eşsiz doğal güzellikler zengini bu Ulu Şehirde en çok ilgimi çeken yerlerin başında Paşa Çiftliği gelmekte!

Tarihte çok önemli bir göç olay vardır; 350-800 yılları arasında Avrupa'ya yapılan şiddetli insan göçü! Kavimler Göçü olarak adlandırılmış.

Bursa’ya yüksekçe bir yerden baktığımda hep bu kavimler göçü meselesi gelir aklıma. Çarpık şehirleşme kurbanı olmuş bu ulu, güzel şehir en büyük darbeyi şiddetli göç akımlarından yemiştir. Balkanlardan ve Anadolu’nun neredeyse her şehrinden bu şehre, meşhur ‘Kavimler Göçü’ şiddetinde, öylesine yoğun göç akımları olmuştur ki, Şehir adeta istilaya uğramış!

Birinci Murat Caminin bahçesinden Paşa Çiftliğini seyrederken; Ulu Şehrin, göz alabildiğince geniş ovasını, verimli bağlarını-bahçelerini, zümrüt yeşili dağlarını bile istila eden betonarme yapılaşmadan, bu çiftliğin kendisini nasıl koruyabildiğine hayret ettim!

Bursalılar Paşa Çiftliği Hakkında Ne Biliyor?

Yediden yetmişe Bursalıların ezberindeki şehir efsanesi doğrumu?
 

Zamanla, Çiftliğe karşı bir merak oluştu bende; başladım rastladığım herkese çiftlik hakkında sorular sormaya! "Burası kime ait, burada neler yapılıyor, nasıl ki müteahhitler burayı kapamamışlar gibi." Yetkili-etkili mercilere değil tabii ki, sokakta, kahvede, metroda rastladığım, sohbet etme imkânı bulduğum vatandaşlara soruyordum. Sorularım hakkında, konuştuğum kişilerin maalesef her hangi bir fikirleri yoktu.

Ancak Paşa çiftliği dendiğinde, hemen hemen herkes ezber edilmiş gibi burayla ilgili bir rivayetten bahsediyorlardı! Anketimsi bir çalışma yapmaya karar verdim ve değişik ortamlarda, farklı yaş gruplarından, Bursa'da yaşayan yaklaşık ‘beş yüz kişiye’, "Paşa Çiftliği hakkında bir bilginiz var mı?" diye sordum. İstisnasız hepsi, bu ezber edilmiş hikâyeyi; “Paşa Çiftliği’nin, bu günkü sahiplerine Atatürk tarafından hediye edildiğine” dair rivayetti anlattılar!

Ve bir gün Çiftliğe gitmeye karar verdim. Uzaktan uzağa seyrettiğim bazen de metroyla yanından geçtiğim, doğal bir ortam olarak kalmasından dolayı da hayli memnun olduğum ancak gözlemlerim sonucu Şehre, neredeyse hiçbir katkısı olmadığı kanaatine vardığım, dolayısıyla bu yönde eleştiri ve önerilerim olan bu yeri ziyaret edip, mümkün olursa sahipleriyle görüşüp çiftlik hakkında bilgi almakla beraber eleştiri ve önerilerimi de anlatmak arzusundaydım.

Çiftliğe Arka Kapıdan Girmenin Bedeli!

Metrodan, Paşa Çiftliği durağında indim. Metro çıkışında, çiftliğin içerisinden karşıdaki evlere giden patika bir yol oluştuğunu ve buradan çiftliğe giriş verildiğini gördüm. Önüm sıra birkaç kişide buradan girip karşı mahalleye doğru gidiyorlardı. Bende buradan girdim ve üst taraftaki çiftlik evlerine doğru yöneldim. Evlere yaklaşık 100-150 metre kadar yaklaşmıştım ki, aman Allah’ım, kızılca kıyamet koptu! Bir köpek, öylesine öfkeyle havlayarak üzerime hücum etti ki, ödüm patladı, olduğum yerde dona kaldım! Ancak köpek tahminim beş-on metre koşmuştu ki, birden tökezledi ve daha fazla ilerleyemedi! Allah’tan zincirliymiş. Fakat kudurmuşçasına, havlıyor ve bağından kurtulmak için var gücüyle çabalıyor, öfkesi de gittikçe kabarıyordu! Elimde fotoğraf makinesi var, bir ara aklımdan fotoğraf çekmek geçtiyse de, köpeğin bağından kurtulma ihtimali karşısında başıma gelecekleri düşününce, gerisin geri dönüp kendimi çiftliğin dışına attım. Bu arada zaten her an köpeğin soluğunu ensemde hissediyordum. Sokağa çıktığımda, azgın fırtınalı bir denizden kendini kıyıya atabilmiş bir kazazedenin sevincini yaşamaktaydım!

İlk İzlenim; Çok Gizemli Bir Ortam!

Ancak öyle kolay kolay pes edeceklerden de değilim. Çiftliğin ana giriş kapısını aramaya başladım, mutlaka orada bir görevli olabileceğini düşünüyordum. Anayol üzerinde, Çiftliğin küçücük bir giriş kapısına rastladım. Mütevazi, ancak oldukça hoş görünümlü çiftlik evlerinin bahçe kapısıydı. El attım, kapı kilitliydi. Parmaklıklarından içeriye birileri var mı diye bir göz atayım dedim, vardı; yine öfkeli bir köpek! Göz göze geldik ve oda hemen havlamaya başladı! Buradan da iş çıkmayacağını anlayınca, Çiftliğin çitleri yanından ilerlemeye devam ettim. Bir süre sonra çiftliğin ana girişi olan kocaman bir giriş kapısıyla karşılaştım. Kullanılmayan bir akaryakıt istasyonunun yan tarafından çiftliğin içerisine doğru genişçe bir yol bulunmaktaydı. Birde oldukça gösterişli bir tabela vardı, "Manej Cafe."

Özellikle bu cafe tabelasını görünce çok sevindim. Demek ki burası düşündüğüm kadar halktan uzak değilmiş. Çiftlik sahiplerine ulaşamasam bile en azından cafe çalışanlarından bilgiler alabilirim hevesiyle yürüdüm. Yol kenarında at binme alanları da vardı. Fakat buralarda kimsecikler olmadığı gibi kafede de in cin top oynuyordu. Kafe dayalı döşeli olmasına rağmen kapalıydı! Karşıda at ahırları bulunmaktaydı. Fakat orada da herhangi bir canlılık veya canlıya dair iz yoktu. Sadece ta uzaklarda otlayan birkaç at görebildim.

Burası sonuçta özel bir mülktü, fotoğraf çekilmemesiyle ilgili uyarı tabelaları da vardı. Zaten havada bozuk, hatta yağmurluydu. Kimseyi bulamayınca çiftlikten ayrıldım.

Sanal Alemde Paşa Çiftliği

Çiftliğe ilgi duyduğum ilk günlerde google’de arama yapmıştım. O gün sadece Çiftliğin sahiplerinden Ali Muhittin Dinçsoy’un vefatıyla ilgili birkaç haber çıkmıştı. Çiftlik ziyareti macerasından sonra bu yazıyı hazırlarken tekrar bir arama yaptım. Bu sefer daha çok bilgiye ulaştım.

Google’nin yönlendirmesiyle Yeni Marmara Gazetesi’nin internet sitesinde, Gazetenin köşe yazarlarından Can ERTAN’ın 20 Nisan 2016 tarihli yazısından, çiftlik hakkında önemli bilgiler edindim. Can Ertan, “Paşa Çiftliği sahibi Ali Muhittin Dinçsoy’a veda” başlıklı köşe yazısında, tüm Bursa’nın dilinde dolaşana, Paşa Çiftliği’nin Atatürk tarafından Dinçsoy ailesine armağan edildiğine dair söylentinin tamamen yalan bir şehir efsanesi olduğunu, Ali Muhittin Dinçsoy'un, 300 yıllık çiftliğin 7. kuşak sahiplerinden olduklarını defalarca ifade ettiğini belirtmekle beraber, Dinçsoy’un konuyla ilgili bir medya kuruluşuna yaptığı açıklamalara da yazısında yer vermişti. Rahmetli Ali Muhittin Dinçsoy, çiftliğin tarihçesiyle ilgili bilgiler verdikten sonra şöyle demiş: "Ömrüm yettiği sürece böyle değil daha güzelleştirerek, daha verimli bir hale getirerek burayı muhafaza etmek en büyük idealim. Hukukçular ile görüşüyorum, fikrine güvendiğim dostlarımla görüşüyorum, ne yapabiliriz de burası benden sonra benimkinden çok daha iyi düzeyde muhafaza edilsin ve şehrimize, halkımıza fayda sağlasın. Bütün gayem bu; eğer yapabilirsem ne âlâ, eğer yapamadan gidersem gözüm açık gideceğini söyleyebilirim. Eğer bu araziye bir gökdelen dikmeye cesaret eden olursa, ben onu en azından vatan haini olarak suçlamak isterim. Böyle bir araziyi şehrin içinde bulmak mümkün değil artık.’’
..
Allah rahmet eylesin, bu Ulu Şehre güzel bir miras bırakmış.
 Çok şükür ki, halen oraya kimse gökdelen dikememiş. Rahmetli Dinçsoy, yukarıda ki açıklamasında, “burası benden sonra benimkinden çok daha iyi düzeyde muhafaza edilsin ve şehrimize, halkımıza fayda sağlasın,” diye bir temennide bulunmuş.

Ancak acaba çiftlik bu günkü haliyle çok daha iyi düzeye çıkarılabilmiş mi ve şehrimize, halkımıza fayda sağlamakta mıdır? Bu sorunun cevabı kişiye göre değişebilir. Çok daha iyi duruma getirildiğini söyleyenler olabileceği gibi menfi yönde görüşü olanlarda olabilir. Bende kendi görüşümü yazımın sonlarında belirteceğim.

Sürpriz; Bu Çiftlik Ne Güzelmiş!

Havanın güzel olduğu bir Cumartesi günü Çiftliğe yeniden gitmeye karar verdim ve Çiftliğin ana girişi olan Manej Cafe tabelasının olduğu yerden giriş yaptım. Ve şaşırıp kaldım! Cafe ve çevresi cıvıl cıvıldı. Cafede kahvaltı yapan aileler, bahçede oyun oynayan çocuklar, atlara binen bayanlar, midilli atlar üzerinde heyecanlı çocuklar.. Öylesine hoştu ki gördüklerim, hayran kaldım. Oldukça nezih bir ortam olan Manej Cafe'de ise sevimli, kibar, güler yüzlü gençler hizmet sunmaktaydılar.

Daha önce geldiğimde buranın kapalı olduğunu, kimseciklerin olmadığını söyledim. Cafe ve at binme alanlarının yer aldığı Tesis Pazartesi günleri kapalıymış. Pazartesi hariç haftanın her günü burası halkın hizmetindeymiş. Demek ki ben o ilk gelişimde Pazartesiye denk gelmiş.

Paşa Çiftliğindeki bu ortamı görünce, Bursa'ya olan hayranlığım bir kat daha arttı! Evet, şehrin tam orta yerinde, tarlaların, yemyeşil çimenlerin, kır çiçeklerinin ve anıt ağaçların gölgesinde tamamen doğal ve tabi bir ortamda böylesine güzel bir yer acaba başka hangi şehirde bulunabilir. Bu güzelliği yüzyıllardır koruyan ve bu şehre sunan DİNÇSOY ailesini, şahsım olarak tebrik ediyor, en kalbi duygularımla da kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Biliyorsunuz Bursa'mız UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan eserlerle dolu. Bana göre bu Çiftliğinde UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alması için mutlaka önemli girişimlerde bulunulmalı.

Bu ziyaretim esnasında, Manej Cafe’nin işletmecisi Cahit Canko Aysu Beyle de tanıştım. Cahit Bey, Çiftlik ve Dinçsoy ailesi hakkında, Bursa kamuoyu tarafından pek bilinmeyen birçok bilgiler de verdi. Öncelikle göstermiş olduğu ilgi ve alakadan dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.

Manej; 'atların disipline edildiği alan demekmiş.' Şuan oldukça nezih bir ortam olan Manej Cafe'nin yeri de zamanında at ahırıymış! Daha sonra burasını aile büyüğü Rahmetli Ali Muhittin Dinçsoy’un isteği ve hayalleri doğrultusunda, bizzat kendisi inşa sürecinde, her dakikasında başında durarak, emek harcayarak oluşturduğu bu değeri, Cahit Bey’le doğum günü olan 28 Nisan da açmayı hayal etmiş olsa da 18 Nisan günü hayata gözlerini yummuş. Hoş bir mekan haline getirilen Manej Cafe, Ali Muhittin Dinçsoy’un vefatı dolayısıyla, herhangi bir tören ve reklam yapılmadan Bursalıların hizmetine sunulmuş.

Bursa’nın Köklü Ailelerinden Dinçsoylar, Neler Yapar, Ne ile Uğraşır?

Cahit Beyden aldığım bilgilere göre, Dinçsoy ailesinin en önemli özelliklerinden biriside at yetiştiriciliğiymiş. Yarış atları yetiştirmekteymişler. Bu çiftlikte yetiştirilen atların birçoğu, TJK'ın profesyonel yarışlarında koşmuşlar, yarışları birincilikle tamamlayan ve kupa alan atlar da çıkmış buradan. Bu faaliyetlerini halen devam ettirmekteler. Zaten var olduğu günden beri bu çiftlikten at hiç bir zaman eksik olmamış.

Çiftlikte görev yapan, at yetiştiricisi ve antrenörü Erhan Şen’le de tanıştım. Atlar hakkında epey bilgiler verdi; şuan çiftlikte 4 adet Pony cinsi denilen küçük boy atlarla beraber 8 adette büyük at bulunmaktaymış. Manej Cafeyi ve atları keşfeden Bursalılar artık buranın birer müdavimleri olmaktaymışlar. Tabii-doğal bir ortamda, kuş cıvıltılar eşliğinde, keyifli sabah kahvaltıları için gelenler olduğu gibi, öğlen ve akşam yemeklerinde de, Bursa’nın çok tercih edilen özel mekânlarından birisi haline gelmiş.  At biniciliğine hevesli bay, bayan ve çocuklar, özellikle hafta sonlarının tamamını neredeyse burada neşeyle geçirmekteymişler.

Bu Özel Çiftlikte Bursalılar Açık Çok Güzel Ortamlar

Arazinin 6 dönümü Bursalılara açılmış. 4,5 dönümlük çim padok alanda ve 800 m2 kum padok alanlarda at biniciliğine hevesli vatandaşlar antrenör eşliğinde at binmenin keyfini yaşamaktalar. Bunun yanı sıra 35 m2'lik ahşap alan ise çocuk oyun alanı olarak düzenlenmiş. Bahsettiğimiz bu halka açık 6 dönümlük arazi projektörlerle aydınlatılmış ve her türlü organizasyon için geceleri de hizmet sunulmaktaymış. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, binicilik sonrası ihtiyaç duyulması halinde bay ve bayanlar için duş alma imkânları da tesiste mevcut.


Cafe’nin karşısında, anıt ağaçlarla ve kır çiçekleriyle süslü yemyeşil doğal bir bahçe içerisinde Çiftlik sahiplerinin ikamet ettiği evler yer almakta. Bu bahçe ve evlerin çevresi burada yaşayan ailenin özel alanları olması sebebiyle, cafe müşterilerinin veya halkın ziyaretine açık değil.

Cafenin önünden bu güzelim bahçeyi incelerken, evlerin önünde bulunan  ‘büstler’ dikkatimi çekti. Cahit Beyden, müsaadeleri olursa, bahçeyi ve büstleri daha yakından görmek hususunda ricada bulundum. Nezaketinden dolayı Cahit Beye bir kez daha teşekkür ediyorum, ricamı kabul etti ve bahçeyi gezdirmekle beraber büstlerin önüne kadar götürüp fotoğraf çekmemede müsaade ettiler.

Ve Çiftlik Hakkında Çok Özel Bilgiler

Bahçede, hemen evlerin önünde üç adet büst bulunmakta. Cahit Beyden aldığım bilgilere göre; “Rahmetli Ali Muhittin Dinçsoy, babacığı eski belediye başkanlarından olan Muhittin Bey ve anneciği Adalet Hanım için her daim anmak adına bahçe içindeki en güzel köşeye büstlerini yaptırmış. Bu geleneği sürdürmek isteyen Ali Muhittin beyin sevgili eşi Berin Hanımda, onların yanında Rahmetli Ali Muhittin Dinçsoy’un büstünün de yer almasını sağlamış.

Paşa çiftliğini ilk fark ettiğim de hayranlık duyduğumu fakat zamanla Bursa'ya ve Bursalılara çok uzak olduğu kanaati oluşmuştu kafamda. Ancak bu son ziyaretimde yanıldığımı anladım. Günümüzde şehirlerin yakınlarda öylesine köyler bulunmaktaki, bunlara köy demeye bin şahit gerek! Buralarda, tabiat-doğa katledilmişçesine tahrip edilmiş, bozulmuş bir vaziyette. İşte Paşa Çiftliği, metropol bir şehir olan Bursa'nın ortasında, yüzlerce dönümlük arazisiyle bozulmamış tabii-doğal bir ortam olarak varlığını sürdürmekle beraber tarlalarında ve bahçelerinde yetiştirilen ürünlerle de Bursa ekonomisine önemli katkılar sağlamakta.

Ayrıca yukarıda da bahsettiğim cafesi ve at biniciliği alanlarıyla da, keyifli ve güzel bir gün geçirebilmeleri için Bursalılara hizmet sunmakta.

Daha fazlası olamaz mı? Tabi ki olabilir!

Çiftliğin sahipleri, yoğun göçlerle oluşan Bursa’nın şuan ki kozmopolit nüfus yapısı içersinde sayıları gittikçe azalan; estetiği, görselliği, doğallığı önemseyen ve güzellikler üretebilen sanatçı ruhlu Bursa’nın yerlilerinden!  Bursa’nın, yüzlerce yıllık en köklü büyük ailelerinden olan Dinçsoy Ailesinin yeni nesilleri de, zamanla çiftlikte estetik ve görsellik yönünden yenilikler yaparak, Bursa’nın güzelliğine daha bir güzellik katacaklardır.

Deli dolu bir sel gibi akıp giden zaman; insanları, şehirleri, her şeyi katmış önüne götürüyor. Ardından yenileri geliyor. Dileğimiz Paşa Çiftliği bu sel içerisinde, beton blokların istilasına uğramaktan korunarak daha yüzlerce yıl bu günkü doğal haliyle, daha da güzelleşerek kalabilsin ve İnşallah Bursa’ya, Bursalılara faydalar, güzellikler sunmaya devam etsin.

Hayatı Boyunca Bu güzelliği koruyup, geliştirerek Bursa'ya, Bursalılara ve sonuçta tüm insanlığa sunan Ali Muhittin Dinçsoy Beyefendiyi rahmetle anıyor ve ailesine değerli büyüklerinin kaybı için sabır dilerken, Onun izinden gittikleri içinde kutluyor ve insanlık adına, şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

Yazı, Fotoğraflar: İsmail Hakkı KAVURMACI

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.