Sokak satıcıları


Murat Altınseren

Murat Altınseren

Okunma 15 Şubat 2021, 20:00

Son 30-40 yıl  içinde değişen, gelişen  dijitalleşen yaşamımızda ne  kadar çok meslekler  ve bu kaybolan mesleklerin ustaları yok olup gitti.

Yaşamımızda  derin yer eden sokak satıcılarının yerini şimdi internetten ,  yemekten giyime  hertürlü gereksinim için  verilen siparişi evimize getiren motorlu  kuryeler aldı...

Sokak satıcıları günün ilk ışıkları ile  sokaklara  yollara çıkar genel olarak sabahtan öğleden sonraya kadar   yetişkinlere hitap eden ürünler, öğleden sonrada  çocuklara yönelik ürünler satılırdı genelde.

Yakın döneme kadar eskiciler, nayloncular vardı  üç tekerlekli arabaları   ve üzerine  dağ gibi yığılmış ürünleri  ile  sokalarda dolaşırdı.Bir geridönüşüm   ustaları gibi eski   kullanılmayan giysiler , ayakkabılar  naylon eşyalardan çamaşır mandalına kadar  değişitirilirdi..

Eski  okunmuş gazeteler   saklanır eski gazete  alıcılarına kilo ile satılırdı.

O dönemin toplumu  daha tasarrufu düşünürdü  ve ilköğretimde tasarruf sürekli öğrencilere anlatılırdı..

Hele bahar geldimi hallaçlar çıkardı.Omuzunda uzun yaya benzeyen bir düzenekle   ve ellerinde bir tahta tokmak ile dolaşırlardı. Sokagın   yada mahallenin belirli bir köşesine kadınlar yorganlarının yataklarının içindeki keçeleşmiş yün veya pamukları getirir,yere yayılan bir çarşaf üstünde  hallaç elinde yayı pamuk yada yünlerin üzerinde gezdirerek tahta tokmakla yayın ipine vurur o pamuk ve yünler kar taneleri gibi ,beyaz kelebekleri gibi uçuşurdu..

Ve elindeki tokmak o yaya her vurduğunda  ritmik bir  müzikal ses çıkardı...Hallacın elinden geçen yünler ve pamuklar özenle  kenarları dantelli saten yorganlara konurdu..

Kalaycılar geçerdi ardından  evlerdeki bakır tepsiler mangallar   tencereler  çıkardı  kapının önünde  yere oturan kalaycı yaktığı ateşle özenle parlatırdı  bakır eşyaları   çalışırken kesif bir koku yayılırdı. Kalaycının  mahallede olduğu çok uzaklardan gelen bu koku   ile anlaşılırdı.

Odun satıcıları vardı  atlarının iki yanına yüklediği küfelere odunlarını doldurur satardı.Ve odun yarıcılar vardı   elinde baltayla   gezer   sobaların ağzından  girmeyen kalın  odun parçalarını kütükleri  ince ince keserdi.

Hepsinin kendisine özgü bağırma tekniği vardı, ne bağırıp  çağırdıklarını tam anlamasak da, yüzlerce metre uzaktan, ses tonlarından kimin hangi usta,  hangi satıcı  olduğunu bilirdik.

Destancıların sesleri ise çok uzaktan duyurulur.Yanık  sesleri ile şarkılar türküler söyleyerek     çoğu zaman  iki yaprak olarak basılan şarkı sözleri satardı...

Soba yakmaya için kullanılan  çıra satıcısından ,bıçak bileycisine,sütçüden  yoğurtçuya dondurmacıdan,kağıt ve pamuk helva satıcısına kadar..Şimdilerde tüketim toplumuna dönüşen  yaşamımızda o  sıcak,özveri dolu  mahalle kültürü içinde,bu sokak satıcıları  ekonomiye nasıl bir  katkıda bulunuyorlardı.

Omuzlarında küfeleri,sepetleri heybeleri ellerinde terazileri,üçtekerlekli arabaları ile  sokakların  kokusu, sesi, rengiydiler.

Düşler ülkesinde kalan bu  insanlar....

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.