Yıldırım’ın Yıldızları; “Hünkar Köşkü”


Hakkı Kavurmacı

Hakkı Kavurmacı

27 Şubat 2017, 18:07

Işıl ışıl parlayan Yıldırım’ın Yıldızları ziyaretlerimizde bu hafta yolumuz Hünkar Köşkü’ne düştü. Köşkün güler yüzlü Müdiresi Sanat Tarihçisi Zehra Hanımdan ve Müze Rehberi Ramazan Göktürk Bey’den müze ve müze bahçesindeki  "Av Köşkü’nde Avcılık Üzerine" konulu sergi hakkında çok kıymetli bilgiler aldık. Bursa’da ziyaret edilecek en güzel yerlerden olan bu köşkü, havanın güzel olduğu bir günde ziyaret etmenizi, misafirlerinizi götürmenizi ısrarla tavsiye ediyoruz.

Köşkün bahçesinde sergilenen, avcılık tarihi üzerine detaylı bilgilerin verildiği sergiyi zevkle izleyerek ziyaretinize başlayınız.  Ardından, rehber eşliğinde Köşk’ün içerisini gezerek tarihi bir yolculuğa çıkacaksınız. Sonra, haftanın yedi günü, günün başlangıcından, gece yarısına kadar,  tarih ve doğayla iç içe yer alan nezih bir ortamda, Hünkar Köşkü Sosyal Tesislerinde, geniş Bursa panoramasına sahip bahçesinde, açık ve kapalı alanlarında, benzersiz Bursa manzarası eşliğinde kahvaltı yapabilir, kahvenizi yudumlayabilirsiniz veya çeşitli Osmanlı içecekleri ve yemekleriyle yüzyıllar öncesinden gelen tatları keyifle tadabilirsiniz. Kuş cıvıltıları eşliğinde, şehrin gürültüsünden uzak, tatlı bir huzur almak isteyenlere, Hünkar Köşkü Sosyal Tesisleri bu fırsatı tam anlamıyla sunmaktadır.

Sultanların av köşkü, Atatürk’ün konağı, bu günün müzesi ve sosyal tesisiyle Hünkar Köşkü, Bursa’nın güneyinde, Yıldırım ilçesine bağlı, Uludağ’ın eteklerinde Temenyeri Parkı’nın üst kesiminde yer almakta. 1844 yılında Sultan Abdülmecit'in Bursa gezisi nedeniyle, dönemin Bursa valisi Mehmet Salih tarafından av köşkü olarak yapılan Köşk, 19 günde tamamlanmıştır.

Bu köşkte 29 Haziran – 2 Temmuz 1844 tarihleri arasında Abdulmecit, 18 Nisan 1862 tarihinde Abdülaziz ve 1909 yılında V. Mehmet Reşad konaklamışlardır. Padişahların halkı selamladığı köşkün kuzey kesimindeki ağaçlıklı mekana “Temenna (selamlama) yeri” denilmekteymiş. Daha sonra zamanla bu mevki “Temenyeri” olarak adlandırılmış.

 

Abdülmecit’in Bursa Gezisi;
Padişah, “Tanzimat Fermanı” nın uygulanışını yerinde görmek amacıyla 1844 yazında İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale, Limni, Midilli ve Sakız’ı kapsayan bir yurt gezisine çıkımş. Abdülmecit’in Bursa gezisi sırasında Valilik görevinde Salih Paşa bulunmaktaymış. Padişah adına, 19 gün gibi kısa bir sürede, ahşap sıvama yöntemiyle “Kasr-ı Hümayun” (Saltanat Köşkü) nu yaptırmış. 29 Haziran-2 Temmuz 1844 tarihleri arasında Padişah bu köşkte kalmış. Aynı zamanda, kente kuzeyinden girişten itibaren, günümüzdeki Fevzi Çakmak caddesi boyunca, düz bir çizgi halinde Mecidiye Caddesi’ni açtırmış.

 

Abdülaziz’in Bursa Gezisi:
18 Nisan 1862 Cuma günü, beraberinde sonradan her biri Osmanlı tahtına çıkacak olan şehzadeler, Murat (Murat V), Abdülhamit (Abdülhamit II.) ve Mehmet Reşat (Mehmet V) olduğu halde, 1855 depreminin yol açtığı ve hazinenin yetersizliği dolayısıyla gerekli devlet desteği sağlanamadığı için onarımları yapılamayan ata armağanı cami, medrese, türbe vb. yapıların durumunu yerinde görmek ve halkla görüşmeler yapmak üzere Bursa’ya gelmiş. Atıcılar’da kurulan Otağ-ı Hümayun’da ağırlanan Padişah, bu günün gecesini Hünkâr Köşkü’nde geçirmiş.

V. Mehmet Reşad’ın 1909 yılındaki Bursa gezisi sırasında Hünkâr Köşkü’nde konakladığı bilinmektedir.

 

Atatürk ve Hünkar Köşkü

Gazi Mustafa Kemal Atatürk,  Bursa’ya çeşitli tarihlerde 18 defa gelmiştir. Bursa onun Ankara, İstanbul, İzmir ve Sivas’tan sonra en çok kaldığı şehirlerdendir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Hünkar Köşkü’nü ilk ziyareti  (16 Ekim 1922) büyük zaferin hemen sonrasına rastlar. Burada İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Refet Bele, Kazım Özalp ve Fevzi Çakmak Paşalarla buluşarak Lozan Barış görüşmelerine gidecek delegeleri konuşurlar. Hünkâr Köşkü onları tam 12 gün süreyle misafir etmiştir.

Daha sonra Atatürk,   28 Eylül 1925 tarihinde şapka devriminin gerçekleştirildiği dönemlere denk gelen 4. Bursa gezisi sırasında Hünkar Köşkü’nün bahçesinde halka hitaben bir konuşma yapmıştır. Ardından 5 Ocak 1931 yılındaki Bursa ziyaretinde Hünkâr Köşkü’nde kent ileri gelenleri ile bir yemek yenmiş, 16 Temmuz 1935 tarihli 15. Bursa gezisinde ise saat 16.00 sıralarında köşkü ziyaret ettiği bilinmektedir.

Sabiha Gökçen ve Hünkar Köşkü

Bursa Vilayet Başkatibi Hafız Mustafa İzzet Bey ile Hayriye Hanım’ın kızları Sabiha, küçük yaşta anne ve babasının ölümünden sonra ağabeyinin yanında yaşamaya başlar. 1925 yılında Bursa’ya ikinci ziyaretini gerçekleştiren Atatürk tarafından 12 yaşında iken evlat edinilen Sabiha Gökçen’in kaldığı ev Atatürk’ün, 4.Bursa ziyaretinde konakladığı Hünkar Köşkü’nün yanındadır. Atatürk’ün bu köşkte kaldığını öğrenen Sabiha, muhafızları geçip  Atatürk’ü görmeye çalışırken, askerlerin küçük kızı engellediğini gören Atatürk duruma müdahale eder. Gökçen’i yanına çağırır ve ne istediğini sorar, o da çok heyecanlanarak “Okumak istiyorum efendim” der. Bunun üzerine Atatürk, ailesinin iznini aldıktan sonra Sabiha Gökçen’i evlatlık edinir.

Ülkü Adatepe ve Hünkar Köşkü

Atatürk’ün en küçük manevi kızıdır. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukuroğlu’nun kızıdır. Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Gazi orman çiftliğinde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey’le evlendirmiştir.

Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey’in çocukları olacağını öğrendiğinde ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü’yü Çankaya Köşkü’ne aldırır ve biraz büyüdüğünde onu yurt gezilerine götürmeye başlar. Atatürk’ün bir Bursa ziyaretinde beraberinde getirdiği ve Hünkâr Köşkü’nde kalan Ülkü, Atatürk’ün çocuk sevgisinin de simgesi olmuştur.

Hünkar Köşkü’nün Bölümleri

Bahçe, Anıt Ağaçlar

Porsuk ağacı adıyla bilinen Taxus Baccata, Hünkar Köşkü Müzesi bahçesinde 3 örneği bulunan özel ağaç türlerinden biridir. Özellikle saray tipi bahçelerde, çok yavaş ve güzel büyüdükleri için dekor amaçlı dikilmişlerdir. Daima yeşil bir çam türü olan ağacın, dalları ve iğneleri benzer türlerine oranla daha yumuşaktır. Avrupa’nın güneyi ve Asya’nın güneybatı bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Çok yavaş gelişen ağacın enine büyüyen bodur türleri de vardır. Oldukça uzun ömürlü olan bitkinin, dünyada boyu28 m, çapı4 mye ulaşabilen, 3 bin-4 bin yaşında örnekleri bulunmaktadır. Ayrıca Hünkâr Köşkü Müzesi bahçesinde, yabani kestane, ıhlamur, ceviz, hurma, manolya ağaçlarını görmek mümkündür.

 

Çakıl Mozaik (Podima) Zemin

Hünkâr Köşkü Müzesi bahçe girişinde yer alan ve köşkün yapıldığı 1844 yılından kalma çakıl mozaikler siyah-beyaz renklerde, bazen düz, bazen de geometrik veya bitkisel motifler oluşturacak şekilde döşenmiştir. Bazılarında beyaz çakıl taşlı zemin, etrafı siyah taşlardan bir bordür ve zeminle çerçevelenerek, ortasına da beyaz taşlarla ana motif yerleştirilmiştir. Tam tersi uygulamalarda söz konusudur. Bu tarz mozaikleri, Osmanlı dönemine ait saray ve köşk yapılarında  görmek  mümkündür.

 

Çinili Çeşme

Köşkün güney bahçesinin güney duvarına dayalı, Kütahya çinili bir çeşme yer alır. Çeşmenin boyutları 3,4 m, yüksekliğinde 2,5 m, eninde 1,2 m. kalınlığındadır. Burada bir zamanlar Bursa’nın en güzel sularından sayılan ve gümüş gibi parlak olmasından dolayı Gümüşsuyu olarak adlandırılan kaynak suyu kurnadan değil, ayna taşının önünde yer alan 10 cm çapındaki dikey borudan akmaktaymış. Bahçe zemininden iki mermer basamakla yalak ve şadırvan kısmına geçilen çeşmenin, ayna kısmının etrafında mermer plakalar yer almaktadır. Ayna kısmı ve çeşmenin en önemli bölümü, çinilerle kaplı bordürü ve yüzeyidir. Bordürde zemin koyu lacivert, kullanılan renkler, siyah, açık mavi, yeşil, mercan kırmızısıdır.

MÜZE İÇİ

KABUL SALONU

 Giriş holünün karşısındaki, çift kanatlı kapıdan kabul salonuna geçilir. Ortalama 50 m2 olan salondan genel olarak bakıldığında simetrik düzenleme dikkati çeker. Kabul salonu, duvar ve tavan yüzeylerinde görülen kalemişi süslemeler son derece güzel işlenmiştir. Tavandaki kabartma altın yaldız boyalı hatlarla ayrılmış panolarda, çiçek demetleri, geyik figürleri, ortada altın yaldız boyalı kabartma ay yıldız motifi yer alır. Tepede yer alan 18 kollu Bohemya tipi avize saray tarzındadır. Tüm salon zeminini kaplayan tek parça orijinal, el dokuması halı 50 m2 dir.

Kabul salonunun çeşitli yerlerinde, mekânı süsleyen büyük ve küçük boy Japon vazolar dikkat çekicidir. Salonun girişinde sağlı sollu yer alan ve insana sonsuz bir tünelin içindeymiş hissi veren büyük boy mermer tablalı, varaklı aynalar,  mekânda yansımayı öldürmesi ve daha fazla ışık vermesi için hem de salona ihtişam kazandırması için kullanılmıştır.

 

Atatürk’ün Odası

Kabul salonunun doğusundaki kapıdan Atatürk’ün odasına girilmektedir. Odanın duvarları panoludur. Tavan yüzeyine, kabartma altın yaldızlı geçme rumi motifler, köşelerde yağlıboya güller, siyah renkli duran ve uçuşan kuşlar işlenmiştir. Ortalama 28 m2 alana sahip odada, Atatürk adına özel olarak yapılmış karyolanın baş kısmında K&A ibaresi yer alır. Bu karyolanın üst kısmında duvarda asılı bulunan çerçeveli fotoğraf, Atatürk’ün beraberindekilerle birlikte 28 Eylül 1925 tarihinde şapka devrimini gerçekleştirdiği dönemlere denk gelen Bursa gezisi sırasında Hünkâr Köşkü önünde halka hitap ederken çekilmiştir. Yine Atatürk’e ait olduğu bilinen yatağının yanında yer alan rugan terlikler köşkün etkileyici ve kıymetli eşyalarındandır.

 

Atatürk’ün Çalışma Odası

Yatak Odasının devamında yer alan ve sadeliği ile dikkati çeken odada, çalışma masası, dinlenme kanepesi ve sehpanın üzerinde yer alan çay fincanı, Atatürk’ün kullandığı eşyalardan bazılarıdır. 12.60 m2 alana sahiptir.

 

Sabiha ve Ülkü’nün Yatak Odası

Kabul salonunun batısındaki kapıdan son tefrişte Atatürk’ün manevi kızları Sabiha (Gökçen) ve Ülkü (Adatepe) Hanımların yatak odaları şeklinde düzenlenmiş olan odaya geçilir. Çift kişilik pirinç karyolalar zarif görünümlüdür. Dolap ve etajerler dönemin zevkini yansıtmaktadır. Ayrıca 1925 yılında Bursa’ya 2. ziyaretini yapan Atatürk tarafından evlat edinilen Sabiha Gökçen’ in evi Hünkar Köşkü’nün yanındadır.

 

Yaver Odası ve Hol

Sabiha Ve Ülkü Hanımların odasının güneyindeki çift kanatlı kapıdan küçük bir hole, bu holün batısındaki kapıdan da Salih Bozok’un kaldığı bilinen “Yaver Odası”na geçilmektedir. Bu kısımda, özellikle 6 ve 4 kollu Bohemya kristali, renkli camdan el yapımı murano tipi avizeler dikkat çekicidir. Bu odadan giriş holüne açılan çift kanatlı bir kapı daha mevcuttur.

 

Havuzlu Salon

Oymalı, ahşap korkulukları olan 18 basamaklı merdivenle bodrum katına inilmektedir. Yuvarlak kemerli giriş kısmından “Havuzlu Salon”a geçilir. Bu salon serin olmasından dolayı daha çok yazın kullanılmıştır. Ortada dört köşeli mermer havuz, salonun güney cephesinde ise yuvarlak kemerli bir niş içerisinde iki çeşme vardır. Çeşmenin iki yanında bulunan mermer plakalar üzerinde iki bakır kupa yer alır. Bu kupaların Bursaspor’un henüz resmi adıyla kurulmadan önceki yıllarda 1944-45 sezonunda kazandığı gül kupası birinciliğine ait olduğu ve köşke hediye edildiği bilinmektedir. Yine bu salonda sağlı sollu köşelere yerleştirilmiş, raflı cam vitrinlerde köşke ait kullanılmış çeşitli eşyalar sergilenmektedir.

 

Alt Kat Yatak Odası

Havuzlu salonun güneyindeki yatak odasının, köşkün ilk yapıldığı dönemlerde “berber odası” olarak, Atatürk bu köşke geldikten sonra ise misafir yatak odası olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu odada yer alan 1925 yılından kalma döküm kapaklı kömür sobası tarihsel geçmişini her haliyle ona bakan gözlere yansıtmaktadır.

 

Yemek Odası

Bodrum katın en görkemli bölümü havuzlu salonun doğusundaki yemek odasıdır. Odanın ortasında 14 sandalyeli, kenarları oval, açılır-kapanır ceviz masa yer alır. Masanın sağında ve solunda yemek takımlarının konulduğu dolaplar vardır. Tavan süslemesi özellikle orta kısımda yemek odasına uygun şekilde, çeşitli meyve resimleriyle süslenmiştir. Tam ortada, tavanın göbeğinde yer alan yeşil bir düzlüğe uzanmış aslan figürü, hangi yönden bakılırsa bakılsın, bakana dönük konumda görünmektedir. Bu özellik, resmin çiziminde kullanılan perspektif tekniğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu figürden dolayı bu oda “Aslanlı Oda” olarak da bilinmektedir. Bohemya markalı, çiçekli porselen yemek takımları, kristal sürahi ve su takımları, porselen çay fincanları görülmeye değer güzelliktedirler.

 

TEŞHİRDEKİ EŞYALAR

Aydınlatma Gereçleri

Hünkar Köşkü’nde aydınlatma gereçleri koleksiyonu, avize, lamba ve apliklerden oluşmaktadır. Hünkar Köşkü’nün en değerli eserlerinden olan Murano tarzı, Bohemya kristali, renkli camdan avizeler dönemin sanat zevkini ve üslubunu yansıtan nadide örneklerdendir.

 

Dokuma Eserler

Osmanlı saray ve köşklerinde prestij eşyası olarak kabul edilen halılar, Hünkar Köşkü’nde dönemin üslupsal özelliklerini yansıtan önemli bir koleksiyon oluşturmaktadır. Yöresel halılardan, Uşak, Karahallı, Gördes, Bünyan, Demirci, Kula, Isparta halıları yer almaktadır. Bu halılardan özellikle bazıları, boyutları, desen özellikleri ve dokuma teknikleriyle ön plana çıkmaktadır. Özel Osmanlı saray tezgâhlarında dokutulan, el dokuması halıların bir kısmı orijinaline uygun şekilde restore edilmiştir.

 

Mobilyalar

Hünkâr Köşkü’nde yer alan mobilyalar, genel olarak dönemin üslubu olan Fransız Ampir tarz özelliklerini yansıtmaktadır. Ayna çerçevelerinde, kornişlerde, koltuk ve sandalyelerde kullanılan varak kaplama, kübik tarzdaki mobilyalar bu üslubun belirgin özelliklerini oluşturmaktadır. Mobilyalarda malzeme olarak maun ve ceviz tercih edilmiştir. Mobilya döşemelikleri orijinaline uygun şekilde yenilenmiştir.

 

Sofra Takımları

Hünkar Köşkü Müzesi yemek odasında o dönemde kullanılmış sofra takımları sergilenmektedir. Bohemya markalı çiçekli porselen yemek takımları, kristal sürahi ve su takımları, kadehler, hardal takımları, likör takımları, yemişlikler, çeşitli ebatlarda tabaklar, kâseler, Berndorf marka servis takımları, Alpaka Wellner ve Chrtofle Aparis marka çatal, kaşık, bıçak takımları bordürlü fincan takımları, tuzluklar, Bohemya markalı porselen çay fincanları dönemin zevkini yansıtmaktadır.

 

Tekstil

Hünkâr Köşkü Müzesi’nde sergilenen tekstil grubu koleksiyon içinde, havlular, el işlemesi örtüler, atlas yorgan ve battaniyeler yer almaktadır. Ayrıca köşkün restorasyonu sırasında tüm perdeler orijinaline uygun şekilde yenilenmiştir. Aynı model ve desen özeliklerine sahip ipek perdeler, Hereke Fabrikasında özel olarak dokutulmuştur. Orijinal örneklerinde sergilendiği köşkte, diğer grubu çatma kadife perdeler oluşturmaktadır.

Hünkâr Köşkü Müzesi – Mollarap Mah. Köşk Cad. No/2 Yıldırım / BURSA

Tel: (0224) 329 34 98-99

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.