Yazarlar

Mısır'da ne oldu?...

post-img
Mısır'ınTahrir Meydan'ında başlayıp, Libya, Tunus, Yemen'de süren ve Suriye'de nasıl sonuçlanacağı henüz belirsiz "Arap Baharı", kışa döndü. Döndü diyorum çünkü; sadece Mısır'da askeri darbe olduğundan değil, diğer ülkelerde de birbirine neredeyse tıpa tıp benzeyen, örgütlü,  Müslüman Kardeşler, ard arda iktidara geldikleri için. Mısır'da bir yıl önce halkın yüzde 51 oyu ile Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi, günlerdir Tahrir Meydanı'nda süren büyük gösterilerin ardından, ordunun kansız postmodern darbesi ile yönetimden uzaklaştırıldı. Mısır'da darbe olurken. bu kez bizim NTV ve CNN Türk'ün habercilik iştahları kabarmış olacak ki, "Penguenlere ayıp ederek",  tüm gelişmeleri canlı yayınladı.Ancak yorumcular, özenle, iktidarı rahatsız etmeyecek, Mursi'yi destekleyecek, fadklı bakış ve yorumlarda bulunmayacak yandaş isimlerden seçildi. Oysa ekran karşısındaki insanlar, bu ülkede nelerin olup bittiğini, bu noktaya nasıl gelindiğini, darbenin gerekçelerini bir türlü öğrenemedi. Mısır, Ortadoğu'da dengeleri belirleyen, bölgedeki  her kritik gelişmede, tavrının ne olacağı merak edilen köklü bir tarihi geçmişi olan bir ülke.   **  **  **   85 milyon nüfusuyla ABD, Avrupa ve bölge ülkeleriyle iyi ilişkileri olan bu ülke geçen yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri ile demokrasiye önemli bir adım attı.Seçimi 1928'lerde kurulan ve 1952'den 2011  yılına kadar da yasaklı olduğu için illegal çalışan islamcı muhalefetin temsilcisi Müslüman Kardeşler  (İhvan)'in adayı Muhammed Mursi kazandı. Yüzde 51 oyla seçimi kazanan Mursi'nin arkasında Selefiler de vardı. Örgüt en büyük darbeyi 1954'te yedi. Örgütün 6 önde gelen lideri Mısır'ın efsane lideri Nasır'a suikast iddasıyla idal edildi. Müslüman Kardeşler ağırlıklı olarak camilerde, yoksul mahallelerde örgütlendiler. Yoksul insanlara yaptıkları yardımlarla, halkla bağlarını güçlendirip, tabanlarını genişlettiler. Mursi'nin seçilmesi de örgütün mücadele zaferinin taçlandırılması oldu. Tüm bölge ülkelerinde olduğu gibi, Mısır'da da demokrasi kültürü yok, demokrasinin altyapısı da. Ancak devlet yapısı olarak bölge ülkelerinin, İsrail'den sonra en iyi örgütlenmiş olanı, Mursi seçildi ama, ne yazık kı Mısır, demokrasiyi öğrenme, anlama, tanıma fırsatı bile bulamadı.Tüm İslamcı kültüre, kimliğe, kişiliğe  sahip siyasi liderlerde olduğu gibi Mursi'de de, demokrasiyi amaç  edinmek değil, araç olarak kullanma körlüğü vardı. Oysa Tahrir'de Mübarek'i deviren halk, ülkede demokrasinin yerleşmesini, ayırım yapılmamasını, ekonomik sorunların çözülmesini bekliyordu.   ***  ***  *** Mursi'nin seçilmesi çok da rahatsızlık yaratmadı. Demokrasiye bir şans veriliyordu. Mursi de, Avrupa'yı da, ABD'yi de, İsrail'i de rahatsız etmemeye özen gösterdi. Ordu ile de arasını iyi tutmaya, tedirgin etmemeye çalıştı. O zaman ne oldu, bu noktaya nasıl gelindi? Bir kere, Mursi liderliğindeki Müslüman Kardeşler'in iktidara hazır olmadıkları görüldü. Atamalardan, kararlardan, demokrasiyi pek de içlerine sindiremedikleri ortaya çıktı. Demokrasiyi amaçları için araç olarak kullandıkları izlenimi doğdu. Ülkedeki her sorun da, diyalogdan kaçındı, muhalefeti suçlama kolaycılığına kaçtı Yeni kabul edilen anayasaya kendi damgasını vurdu. Devleti ele geçirip, tekelci bir yönetim kurmakla suçlandı. Yargıyı ele geçirmeye çalıştı. Medyayı ele geçirme ve baskı kurma yöntemlerine yöneldi. İşsizlik ve yoksulluk en büyük sorun du ve hiçbir çözüm üretemedi. Ülkede benzin kuyrukları oluştu. Mursi, gösterilere katılanların umudunu kısa sürede tüketti. Türkiye,Suudi Arabistan, Katar ve Gazze'de yönetimde bulunan Hamas ile yakın işbirliği yaparken, Suriye'ye karşı düşmanca bir politika izledi, Hizbullah'ı karşısına aldı. Yani Sünnilerle ittifaklar yaparken, Şiilere sırtını döndü.   ***  ***  ***   Mursi'den umduğunu bulamayan öfkeli halk yeniden Tahrir Meydanı'na çıktı.  Muhalefetin ve Mursi yandaşlarının karşılıklı gösterilerine katılanların sayısı bazı gözlemcilere göre 25-30 milyonu bulmuştu. Bu dünya siyasi tarihinde bir rekor sayılıyor. Bu gösteriler Mursi darbeyle devrilene değin sürdü. Mısır ordusu Mursiye, bir uzlaşma yolu bulması için 48 saat süre tanıdı. Darbe sürecinde, Başbakan Erdoğan'ın en çok kızdığı ve eleştirdiği sosyal medya, Mısır'da da yoğun olarak kullanıldı.Süreç işlerken, Mısır ordusu Facebook sayfasından yaptığı "Son Saatler" başlıklı açıklamada, "Mısır halkını teröristlerden ve radikallerden korumak için kendi kanımızı dökmeye hazırız" ifadesini kullandı.. İstifa etmeyince darbeyle devrilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ise devlet televizyonunda Mısır halkına hitaben yaptığı konuşmada, demokrasiyi savunmak için gerekirse canını vermeye hazır olduğunu söyleyerek, muhtıraya boyun eğmeyeceği ilan etti. Darbenin ardından da halkı, pasif yöntemlerle direnmeye çağırdı. Muhalefet darbeyi havai fişek gösterileri ile kutlarken, Mursi yanlıları ise tepkilerini sürdürüyor. İçsavaş senaryoları tartışılmakla birlikte, pek de buna ihtimal verilmiyor. Hatırlatmakta yarar var; ülke ekonomisinde Mısır ordusunun çok büyük bir payı var. Neredeyse ana iş kollarının tümünde ordu şirketleri mevcut. Ekonomide işlerin iyi gitmemesinden halk gibi ordu da çok etkileniyor.   ***  ***  ***   Mısır'daki darbeye, Türkiye hariç dünyadan beklendiği gibi bir tepki de gelmedi.  Konu yarım ağız, kınamalar, "En kısa sürede demokrasiye ve sivil yönetime geçilmesi temennileri" ile geçiştirildi. Darbenin öyleb ir gizli kapaklı bir tarafı da yoktu. Neredeyse dünyaya ilan edilerek geldi. Biraz da Irak savaşının televizyonlardan naklen yayınlanmasına benzedi. Darbeye en fazla sevinen kuşkusuz, Suriye lideri Esad oldu. Çünkü Mursi, "Esad'ın devrilmesinin caiz" olduğuna dair neredeyse fetva bile çıkarmıştı.  En şaşrtıcı olan ise, Suudi Arabistan'ın darbeye verdiği destek oldu. Mursi ile kanka olan Suudi yönetimi, resmen orduyu kutladı. En açık, net ve sert tepki ise Erdoğan yönetiminden geldi. Özetle söylenen, "Seçimle işbaşına gelen yönetimler, seçimle gitmeli" deniyordu. Kuşkusuz herkesin katılacağı, kimsenin hayır diyemeyeceği bir görüş.Yalnız bu basit, yalın, bilinen görüşü, en az bizim kadar,ABD ve Avrupalı yönetimler de biliyor. Unutulmamalı ki, demokrasi sadece seçim, oy ve sandıktan ibaret değil. Demokrasinin başka temel kuralları da var. Seçimle işbaşına geldiğin ülkenin, temel direkleri, temel yasaları, oturmuş genelekleri var. Sandıktan çıkmak, sana ülkeyi canının istedeği gibiyönetme olanağı vermez. Sandıktan çıkmak sana, demokrasiyi araç olarak kullanma hakkı da vermez. Seçilmiş olmak sana, devleti ele geçirme hakkını hiç vermez.   ***  ***  *** Seçimler demokrasilerde herşey demok değildir. Sandıktan çıkmak yeterli olsaydı, Hitler'e de, Mussolini'ye de, Esad'a da ve de El Beşir'e de saygı duymak gerekirdi. Mursi'nin devrilmesiyle Türkiye'nin Ortadoğu ve Suriye politiktası çok ciddi bir darbe yedi. Aynı zamanda Erdoğan yönetiminin Ortadoğu'daki Müslüman Kardeşler hamiliği de darbe yemiş oldu. Financial Times gazetesi,  Mursi'nin iktidara geldikten sonra Başbakan Erdoğan’ın “izinden gittiğine” dikkat çekti.  AKP'nin son kurultayına devrik lider Mursi'nin de katıldığını hatırlatalım. Bir hatırlatma daha yapalım; Türkiye'nin bu ülkedeki çıkarları. Türkiye'nin bu ülkede,  2 milyar doları bulan yatırımları var.. Bu ülkede 250'den fazla Türk firması bulunuyor. Bu ülekede, özellikle inşaat ve tekstil yatırımları öne çıkıyor. Bu ülkede, LC Waikiki, Colins,, Şahinler Holding'e bağlı Şahinler Egypt, Yeşim Tekstil'in yatırımları var. Türkiye’nin Mısır’a ihracatı ise geçtiğimiz yıl 1 milyar 596 milyon dolar.. Küçümsenecek bir rakam değil. İktidar esip gürledikçe, Türkiye, nezle, grip oluyor. Hükümetler politikalarını, ülkenin ekonomik ve siyasi çıkarlarına göre belirler. Demokrasi bir oyun değildir. Kurraları bozarsan, kuralları sürekli değiştirirsen, ya da kurralları sen belirmeye kalkarsan, bir gün birileri kalkar, düdüğü çalar, "Harç bitti, yapıya paydos" diyebilir. Bunu ordu da yapabilir. sivil halk da. Mursi'yi Tahrir'de önce Mısır halkı, sonra da ordu devirdi.

Diğer Haberler