Yazarlar

Hayvanları katletmek

post-img

Bursa, Osmangazi Belediye Başkanı ve eski milletvekili Erkan Aydın’ı, henüz siyasete katılmadan önce eczanesinin önüne su sebili koyduğunu öğrenince sevdim.

 

Dahası, ihtiyacı olan hastalara bedava veya taksitle ilaç verdiğini öğrendiğimde sevdim.

 

Yakın zamanda, makam odasının önünde bir kedi beslediğini öğrendiğimde sevdim.

 

Hele hele onun yanına bir kedi daha aldığını öğrenince daha da çok sevdim.

 

Benim gibi “çocuk yanını” hiç kaybetmediğini, sokakta yaşayan hayvanlara “tütünü de içtin mi ten” ya da “nasılsın ten” diye hitap ettiğini, işittiğimde çok ama daha çok sevdim…

 

Bursa’daki engelli bir kızı, dönemin Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’le görüşüp, sevdiği çocukla aile birliği oluşturması için Nilüfer Belediyesi’nden oraya tayin ve kabul ettirmesiyle gönlümdeki yeri tavan yaptı.

 

(Bu arada kızımızın iki evladı dünyaya geldi.)

 

Osmangazi Belediye Başkanlığı makamına gelince sadece ilk üç ayda 70 bin ziyaretçi kabul edip, onların dertleriyle dertlenmesi insanlığın zirvesiydi.

 

Bu arada, gelenlerin 69 bin 999’unun “hayırlı olsun” konulu randevu taleplerinin ana konusu “oğluma, kızıma, yeğenime, kardeşime veya metresime, santimetresine belediyede iş ver” yollu yaklaşımlarını buraya not etmem şart!

 

Eski başkan Mustafa Dündar zamanında “şahsen tanıdığım” sokakta yaşayan bir köpek vardı; adı da “Zeytin’di”…

 

Zeytin bir gün grip olmuş.

 

Mahalleli de o zaman Osmangazi Belediyesi’nin veteriner işleri birimini aramış.

 

Gelip almışlar hayvanı.

 

“Eyvah” dedim!!!

 

Ve hemen Hamitler’deki barınağa gittim.

 

Saat 5’e beş var…

 

İçerideki görevliler mesai bitiminde dışarı çıkıyorlar…

 

Bir kadın…

 

Muhtemelen veteriner hekim…

 

Zeytin’i tarif ettim, “ex” dedi!!!

 

Ki, o kadarcık zaman dilimi içinde hayvanın ölmesi mümkün değil!

 

Belli ki hemen zehirlemişler köpeği!

 

Oysa ne kadar tatlıydı Zeytin…

 

Artık neredeyse konuşuyordu.

 

Ha insan öldürmüşsün, ha doğadaki bir canlıyı…

 

Allah’ın yarattığı bir varlığın canını almak senin ne haddine?

 

İlahi adalet bunun hesabını elbette sorar insana…

 

Yağmur yağınca ortaya çıkan serçe parmağının tırnağı kadar salyangozları toplayıp, “ezilmesinler” diye yaşayabilecekleri bir ortama bırakan bizler için ne kadar büyük bir acıdır bu tahmin edebiliyor musunuz?

 

Genellikle hafta sonları atalarımızdan kalan bahçedeki otuz metrekarelik yıkıntı bir kulübeye gider, piknik yaparak hava alırız.

 

Orada minnacık, koca kulaklı, sevimli bir tarla faresi yaşar; adı “Kerim Can”…

 

Asla O’nun iaşesini bırakmadan dönmeyiz.

 

Aracımızın arkasında 10’ar kiloluk kedi ve köpek mamaları olur daima…

 

Yolda gördüğümüz düşkün hayvanları durup, mutlaka besleriz; sularını koyarız.

 

Gittiğimiz bahçeye her seferinde 5-6 köpek gelir.

 

Hele hele “Zıp Zıp” ayrı bir kişiliktir.

 

O’nun annesinin kalça çıkığı vardı.

 

Sağ olsun, çok sağ olsun, bir dönem Nilüfer Belediyesi Basın Müdürü olan, şimdi de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde “daire başkanlığı” görevi üstlenen Hasiye Yiğitbay sayesinde 60 kilometre öteden aldırdık Zıp Zıp’ın annesini.

 

Sonra, Mustafa Bozbey’in kente kazandırdığı hayvan hastanesine götürüldü.

 

Orada tanıdığım en iyi doktorlardan Uzman Veteriner Hekim Ayşe Yazıcı tarafından muayene edilip, tüm testleri yapıldı.

 

Ancak ne yazık ki, “kalça çıkığının” doğuştan olduğu, kemiklerinin bir daha onarılamaz şekilde kaynadığı belirlendi ve Zıp Zıp’ın annesinin hayatına böyle devam etmesi gerektiği yönünde bilgi verildi.

 

Nilüfer Belediyesi devamında hayvanı alıp, yaşadığı alana bıraktı.

 

Haspaya bak sen!

 

O vaziyette, ölmeden önce bir de çocuk yaptı!

 

“Zıp Zıp”

 

Sonra, Erkan Aydın’ın onca hayvan sevgisine rağmen bizim memleketteki bazı “geri zekalılar” kendisini “hayvan düşmanı” ilan ettiler!

 

Ki, bunların çoğu “Atatürkçü, matatürkçü, cumbiliyetçi, temokrasi” filan diye geçinen “zeka ve bilgi özürlü” tipler!

 

Oksijen dahil dünyanın tüm kaynaklarını boşu boşuna tüketen embesil karakterler!

 

Şimdi öğreniyorum ki, Erol Ayyıldız yönetimindeki Bursa Valiliği, doğada yaşayan tüm sokak hayvanlarının toplanıp yok edilmesi yönünde belediyelerin ilgili birimlerine talimat verip, baskı yapıyor; hatta, bu talebi yerine getirmeyen görevliler soruşturma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor!

 

Hadi bu konunun bir faraziye olduğunu düşünelim…

 

Eğer bundan böyle bir tek hayvanın canının yakıldığını ya da yok edildiğini öğrenirsem ne Vali tanırım, ne bakan, ne de Trump!

 

Roma’yı da bir kez daha ben yakarım!

Diğer Haberler