Yazarlar

Bana Ne CHP'den !...

post-img
Bal gibi herkes biliyor ne köy olur, ne de kasaba Dersimli Kemal'den... Yalnızca AKP sürekli iktidarda kalır, ülkeye şeriat da gelir ve de ülkenin halifesi de olur; bu ülkede güçlü bir muhalefet yokken...Bu nedenle bana ne CHP'den, sayesinde apolitik bir kişilik oluşturacağım, laylaylom yaşayıp gideceğim, şu ikinci baharım sürüp giderken ki ilk baharım da ne hayrını gördüm ya da gördük ki CHP'nin, bundan sonra ondan bir hayır bekleyelim!...Bu günlerde "yeni normal" olarak tanımlanan yaşam düzenimizde yaşayıp giderken kendi halimizde, Dersimli Kemal'in "dört kolluya bineceği güne dek" kalacağı genel başkanlık koltuğuna yapışıp kalması nedeniyle neşemizi bozacak değiliz elbette!... Sonuç vatana, millete ve de illa ki AKP'nin süregelen ve de süregidecek düzenine mübarek olsun!... Bay Kemal varken CHP'nin başında; nasıl olsa AKP'nin sırtı yere gelmez, dünya döndükçe!... Koşullar böyle olunca biz de günlük yaşamın akışı içinde, 13 Temmuz 2020 günü açılan Didim Üçüncü Koy'da bulunan kentimizin nitelikli otelinin havuzunda, her günkü yüzme ritüellerimize başladık, Covid 19 karşıtı önlemlerin eşliğinde... Ve bilindiği gibi AB ülkeleri yurttaşları ülkemize gelmesin diye karar alınmasına karşın, o ülkelerde çalışan ve geçmişte ülkemizden o ülkelere işçi olarak gönderilenler bir yolunu bulup gelmekteler. Yaz dinlencesini şirin ilçemiz Didim'de geçirmekteler ve kentin esnafı, taksicisi, pazarcısı, turizmcisi hepsi beklenti içindeler; küresel salgın sürecinde bozulan işlerinin düzeleceği umuduyla... Umalım ki bekledikleri olsun, keseleri/kasaları para görsün, AMEN!...Ve bu arada biz onlar için derken AMEN, genelde "Almancı" diye tanımladıklarımız, bu tanımlamalar nedeniyle kimilerinin de alınganlıklara uğramasına neden olduğumuz dışarlıklı ya da gurbetçi dediğimiz kişilerle havuz sefası yaparken, onların davranışları karşısında şaşkınlık da geçirmekteyiz çoğunlukla, demekteyiz aman, aman !... Çünkü kendileri öylesine meraklılar ki Türkçe dışında dil kullanmaya; şaşırmamak elde değil. Üstelik yaşları genç ya da küçük olsa; doğal karşılayacağız da en az 50 yaş üstünde koca, koca kadın ve erkekler ve kuşkusuz Türkçe dilini bilmekteler. Ama illa ki bulundukları ülkenin dilini kullanacaklar, nereli olduklarını sorduğumuzda da buram, buram Anadolu kokan kara kaşlarına, kara gözlerine, esmer tenlerine kör baktığımızı sanıp Alman, İsveçli ya da İngiliz olduklarını söylemekteler. Ve bu aşağılık duygusu, bu özentilik, bu kendi kimliğini saklama girişimi belki ayırdında değiller ama öyle acınılasıdır ki... Bilindiği gibi dünyada böyle bir yaklaşımda bulunanlar genellikle üçüncü dünya ülke yurttaşları olmaktadır ve bizimkiler de ülkelerini ve ülke kimliklerini, aidiyetlerini bu konumda (üçüncü dünya ülkesi olarak) görmekteler besbelli... Oysa birileri üç anakaraya yayılmış Osmanlıyız diye naralar atıp, Azize Sofia'nın kilisesini cami yapıp, gurbetçilerin özenç duyduğu şu Batılılar'a meydan okurken!... 25 Temmuz 2020 günlü CHP Kurultay'ında Dersimli Kemal; "Kürt sorununu Meclis'de çözeceğiz" diye ahkam keserken... 12 Eylül 1980 sonrasından bugüne, birileri KÜRTÇE konuşacağım diye çıkarırken ülkede kavga…Ve uygar, demokratik, adalet savunucusu, demokrasi bilicisi Batılı ülkeler, dünün gariban yoksul Anadolu çocukları ülkelerinde bir dilim ekmek ararken, onlara zorla dayatıyorlar ülkelerinin dillerini... Ama asla tanımıyorlar onlara; gerçek anlamda kendileriyle eşit birinci sınıf insan olma haklarını... Ve yine de o garibanlar, kendi kimliklerini, kendi dillerini yok sayıp, kendilerini o Batılılar'la özdeşleştiriyorlar ve onlara yaranmaya çalışıyorlar. Batılı böylesi dayatmacı tutum ve davranışlar içindeyken dün olduğu gibi bugün de... Ne yazık ki atalarımızın en büyük yanlışı, yanılgısı olmuştur; kılıç gücüyle yendiklerini, kalem gücüyle yenememek, onları öncelikle dillerinde, dinlerinde ve giderek törelerinde hoşgörmek, bağımsız bırakmak…Oysa TOGOLU bir kara-adam bile, kendini Fransız sanıyor hiç teninin rengine bakmadan, yalnızca Fransızca konuştuğundan dolayı…Ve Fransa’nın ekonomik anlamda, topraklarına saldırıp; kendisini yüzyıllarca sömürmüş olduğuna ve bugün de sömürüyor oluşuna aldırmayıp…Ve yine bir HİNTLİ; İngiliz Devletler Topluluğu’nun üyesi olmakla böbürleniyor, İngilizce konuşuyor diye sanki mavikandanmışçasına, başkalarına tepeden bakıyor…Osmanlı’dan günümüze Türkler’se; Bektaşi hoşgörüşüyle, özgür bırakmış bilek gücüyle yendiklerini… Böylece kendi dilini unutmayanlar; “bizden” olmadıklarını da unutmamışlar, “bizden” saymamışlar kendilerini…Osmanlı-Türk hoşgörüsüyle yaşamlarını sürdürenler, varlıklarını koruyabilenler; birazcık destek gördüklerinde yedi düvelimizden, koynumuzda beslenen yılana dönüşmüşler… İşte dünün KORKAK YAHUDİ kimliklisi, bugün korkutmağa kalkışıyor Türk halkını ve yanında, yöresinde, ardında vahşi kapitalizmin ağaları…Ve yine Osmanlı’nın “Kürt’den evliya, koyma kapıya” dedikleri de, bugün topraklarımızdan pay alma, ülkeyi parçalama peşinde…Oysa…Günümüzde demokrat geçinen sömürgeci İngiliz, Fransız gibi; üç anakaraya yayılmış Osmanlı kesseydi bunların dillerini… Ve de İspanya’nın Engizisyon Mahkemeleri gibi çalışsaydı Şeyhulislam’ın kararları…Bir düşünün bakalım; bu ülke, bu topraklar görecek miydi bunca zararı dünden, bugüne?…Ah be Osmanlı; neden Bektaşi hoşgörüsüyle yaklaştın egemenliğin altına aldıklarına?… Neden koparmadın dillerini; kılıcınla saldırdıklarına ?…Ne sen Koca Osmanlı, ne de sen Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti; KALEM , KILIÇTAN KESKİNDİR söyleminin anlamını hiç bilemedin, savaş alanında yendiklerine, barışçıllığınla, hoşgörünle sen kendin yenildin… Ve ekonomik sorunlarına çözüm bulamayıp, el kapılarına gönderdiğin Anadolu halkını da işte böyle yabana kendin kaptırdın; unutmasalar bile gerçekleri, özendikleri, öykündükleri için terk ettiler dillerini, kimliklerini... Yetmezmiş gibi sen de Arap diline yapışıp, Araplaşarak, harap ederken Türk dilini, Türk kimliğini... Ve dönersek yeniden 25 Temmuz 2020 gününe... Kurultayda Kemal konuşuyor, RTE'yi eleştiriyor, sanki genel seçim var. Sen Dersimli Kemal; CHP için bunca yıldır ne iş yaptın ondan haber ver.CHP yakasını kurtaramazsa şu Soros çocuklarından, bu ülke şeriatla da yönetilir, halifesi de olur ki Atatürkün partisinin başına, gerçek Atatürkçüler gelmezse eğer...Sonuç olarak; Bay Kemal varsa, AKP de vardır !... Bundan böyle herkes baksın başının çaresine !...

Diğer Haberler